Diyabet Tanı ve Sınıflandırması 2011. Amerikan Diyabet Birliği

Tanım

Diyabet, insülin sekresyonunda, eyleminde ya da her ikisinde birden mevcut defektlerden kaynaklanan, hiperglisemi ile karakterize bir grup metabolik hastalıktır.

 

Hastalığın gelişimi, çeşitli fizyopatolojik süreçlerle ilişkilidir. Bu süreçler, beta hücrelerinin oto immün hasarından, insülin davranışına karşı dirence neden olan çeşitli anormalliklere kadar uzanır.

 

Diyabet olgularının büyük çoğunluğu, iki büyük etiyopatogenetik kategori içinde yer alır. Bunların ilki Tip 1 diyabettir. Bu hastalıkta neden, insülin sekresyonunda mutlak bir eksikliktir.

 

Diğeri, Tip 2 diyabet, çok daha sık görülür. Neden, insülin eylemine karşı bir direnç ile telafi edici uygunsuz bir sekretuar cevabın kombinasyonudur. Bu tip diyabette, hastalık fark edilmeden önce, hedef organlarda patolojik ve fonksiyonel değişimlere neden olabilecek derecede bir hipoglisemi uzun zamandır mevcut olabilir.

Bunun dışında kalanlar, diğer spesifik tipler ve gebelik diyabeti (GDM) olarak iki kategori daha oluşturuyor.

 

Diyabet tanısı on yıllar boyunca açlık kan şekeri ölçümü ya da 75 g OGTT şeklinde belirlenen glisemi kriterine dayandırıldı.

 

1997 yılında, birinci DM Tanı ve Sınıflandırması için Uzman Komitesi, tanı kriterlerini revize etti. Eşik glukoz değerini belirlemek için, AKŞ düzeyi ile retinopati varlığı arasında gözlenen birlikteliği anahtar faktör olarak kullandı.

 

Komite, retinopatiyi fundus fotoğrafları ya da direkt oftalmoskopi ile glisemiyi ise AKŞ, 2 saatlik KŞ ve A1C ile değerlendiren üç enlemesine epidemiyolojik çalışmanın sonuçlarını değerlendirdi. Bu çalışmalar, altında retinopati prevalansının çok düşük olduğu, üstünde ise prevalansın âşikar bir lineer artış gösterdiği glisemi düzeylerini gösterdi. Üç kriterin, retinopatinin artmaya başladığı desilleri, her kriter için ve her popülasyonda aynı bulundu. Daha ötesi, üzerinde retinopatinin arttığı glisemik değerler, popülasyonlarda benzer bulundu.

 

Bu analizler, yeni tanısal kesim noktasının 126 mg/dL olarak bildirilmesini ve 2 saatlik KŞ sınırı olarak uzun zamandır kabul edilen 200 mg/dL değerinin konfirmasyonunu sağladı.

 

A1C, 2-3 aylık bir süre içindeki ortalama kan glikoz değerlerini yansıtan, sık kullanılan bir kronik glisemi markeridir. Bu test, hem mikro-vasküler ve daha az oranda makro-vasküler komplikasyonlarla iyi korelasyon gösterdiği için diyabetli hasta izleminde kritik bir rol oynar; glisemi idaresinin iyi olup olmadığını gösteren standart bir biyomarker olarak geniş çapta kullanılır.

 

Daha önceki uzman komiteleri, testin standardizasyonu yeterli olmadığı için, glikoz teşhisi için A1C değerinin kullanılmasını tavsiye etmedi. Ancak halen A1C testleri yüksek derecede standardizedir.

 

Yakın zamanlarda yayınlanan, yerleşmiş ve ön plana çıkan epidemiyolojik kanıtları kapsamlı şekilde gözden geçiren bir Uluslararası Eksper Komite raporu,  A1C testinin diyabet tanısında kullanılmasını tavsiye ediyor. Bunun için eşik değer olarak ≥%6.5 bildiriliyor ve ADA bu kararı onaylıyor.

 

Diagnostik A1C kesim noktası olan ≥%6.5, AKŞ ve 2 saatlik KŞ değerleri gibi, retinopati prevalansının dönüm noktasına denk düşer. Bu test, Ulusal Glikohemoglobin Standardizasyon Programı (NGSP) tarafından sertifikalandırılmış bir metotla çalışılmalı ve Diyabet Kontrol ve Komplikasyonları Çalışması referans kitine standartlanmış olmalıdır.

 

Disgliseminin akut bir markerinden çok kronik bir markerini kullanmanın doğal bir manıtığı vardır. Öncelikle A1C, glisemik kontrol markeri olarak hekimlerce yaygın olarak tanınıyor. İkincil olarak A1C, AKŞ’ye göre birçok üstünlük taşıyor: Açlık süresi gerektirmiyor, pre-analitik stabilitesinin daha büyük olduğunu destekleyen kanıtlar var, stres veya hastalık hallerinde görülen günlük pertürbasyonları göstermiyor.

 

Bu avantajların karşısında, maliyetli olması, özellikle gelişen dünyada her yerde bulunamaması, bazı hastalarda ortalama glikoz değerleri ile yeterli korelasyon göstermemesi ve kendine özgü etnik ve coğrafi dağılıma sahip belli anemi ve hemoglobinopati tiplerinde yanıltıcı olabilmesi yer alıyor.

 

Orak hücre anemisi gibi hemoglobinopatisi olan, ancak eritrosit turnoveri normal hastalarda, anormal hemoglobinlerle etkileşim göstermeyen bir tahlil kullanılmalıdır. Demir eksikliği veya hemolitik anemiler gibi anormal eritrosit turnoveri hallerinde, diyabet tanısında ayrıcalıklı olarak glikoz kriteri kullanılmalıdır.

 

Diyabet tanısı için eskiden kabul görmüş ve yerleşmiş glikoz kriterleri olan AKŞ ve 2 saat KŞ geçerliliğini koruyor. Buna ek olarak, klasik hiperglisemik semptomlar ve hiperglisemi krizi gibi şiddetli hiperglisemili hastalarda, rastgele ölçülen plazma glikozunun ≥200 mg/dL bulunması ile tanı koymaya devam edilebilir. Bu vakalarda muhtemeldir ki, sağlık profesyoneli, diyabet şiddetinin ilk değerlendirmenin bir parçası olarak A1C testi de yapacaktır ve vakaların çoğunda sonuç, diyabet tanısı kesim noktasının üzerinde bulunacaktır.

 

Bununla beraber, bazı çocuklardaki tip 1 diyabet gelişiminde olduğu gibi, hızlı gelişen diyabette, aşikar diyabete rağmen A1C anlamlı bir yükselme göstermeyebilir.

 

AKŞ ve 2 saatlik KŞ testleri arasında uyum %100 olmadığı gibi,  A1C ile glikoz bazlı testler arasında da tam uyum yoktur. NHANES bilgilerinin analizlerine göre, tanı konmamış hastaların evrensel taramasında A1C ≥%6.5 kriteri, açlık glukoz değeri 126 kriterine kıyasla, teşhis konmamış diyabetlileri üçte bir oranında daha az tanımlıyor.

 

Tanısal testlerin çoğunda olduğu gibi, hiperglisemi belirtileri ya da hiperglisemi krizi gibi belirtileri olan bir hastadaki gibi, klinik zeminde aşikar bir tanı söz konusu olmadıkça, diyabet tanısı ile sonuçlanan bir test, bir laboratuar hatasını ekarte etmek için yenilenmelidir. Onaylanma ihtimali  çok daha kuvvetli olacağından, konfirmasyon için aynı testin yinelenmesi tercih edilir. Örneğin, A1C %.7 ise ve ikinci sonuç 6.8 çıkarsa, tanı konfirme edilir.

 

Elde aynı hasta için iki ayrı testin sonuçlarının olduğu senaryolar da vardır. Bu durumda iki farklı test eşik değerin üzerinde ise tanı konfirme edilmiş olur.

 

Diğer yandan aynı hastanın eldeki iki test sonucu uyumlu olmayabilir. Bu durumda eşik değerin üzerinde bulunan test yinelenir. Konfirmasyon tanıyı kesinleştirir. Yani hastanın iki A1C sonucu  ≥%6.5 ancak AKŞ 126’nın altında veya bunun tersi oldu ise, hasta diyabetli kabul edilir. Kuşkusuz çoğu durumda, diyabet göstermeyen test de eşik değere çok yakın bulunacaktır.

 

Tüm testlerde değişkenlik bulunduğundan, tanı eşiğinin üzerinde bulunan bir test, yinelendiğinde eşiğin altında çıkabilir. Bu ihtimal A1C’de en düşük, AKŞ’de biraz daha muhtemel ve 2 saatlik KŞ’de daha muhtemeldir. Bir laboratuar hatası dışında, bu hastaların düşük test sonuçları muhtemelen sınıra yakındır. Sağlık profesyoneli hastayı yakından izleme yolunu seçerek testi 3-6 ay içinde yineleyebilir.

 

ADA: American Diabetes Association. Amerikan Diyabet Birliği

** IADPSG: The International Association of the Diabetes and Pregnancy Study Groups. Uluslararası Diyabet ve Gebelik Çalışma Grupları Birliği

 

Kaynak

American Diabetes Association. Diabetes Care 2011 Jan;34 Suppl 1:S62-9. DOI: 10.2337/dc11-S062

 

Orijinal yayın için: Diyabet Tanı ve Sınıflandırması

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus