Maranki ve Ülkemizdeki Marankiler


Doc. Dr. Necmi KURT 1956 yılında Çaykara Şahinkaya köyünde doğdu. İlkokulu aynı köyde, orta ve lise öğrenimi için Erzurum Yavuz Selim ilk öğretmen lisesinde tamamladı. 1979 yılında Ankara Ü. Tıp Fakültesini bitirdi. Ankara Numune E. A. hastanesinde genel cerrahi uzmanı oldu. Anadolu’nun çeşitli ilçelerinde görev yaptı ve 1990 yılında Kartal Dr. Lütfü Kırdar E. A. Hastanesinde başasistan oldu. 1995 yılında hastanenin genel cerrahi şef muavini, 1999 yılında 3. Cerrahi klinik şefi oldu. Aynı yıl baş hekimliğe atandı. 27 ay sonra istifa ile yine şef olarak görevini 2012 yılındaki emekliğine kadar sürdürdü. Halen mesleğini muayenehanesinde ve özel hastanelerde sürdürüyor.

Öyle mübarek bir ülkede yaşıyoruz ki… Ekmek elden su gölden, ağzı laf yapan iyi kıvırtan kişilerin itibarlı olduğu, el üstünde tutulduğu bir ülke… Bilimin ve bilim adamının değersiz olduğu, batıl inançların, dogmaların, koca karı ilaçlarının, üfürükçülerin ve muskacıların kol gezdiği bir ülke…

Eskiden hastalananlara bitki ilaçları veyahut koca karı ilaçları yapan mahallenin Fadime teyzeleri veya top oynarken kolu – bacağı kırılan kişiye sargı yapan Hasan amca gibi “sınıkçı”lar varken, bugün gözünü para hırsı büyümüş, bilim adamı olduğunu iddia eden, yarı cahil kişiler türedi. Hem de öyle türedi ki bunlara dur diyecek ne bir kanun ne de bir makam bulunuyor.

Yazılı ve görsel basını hekim gözüyle takip ettiğinizde, ne büyük gaflar yaptıkların ve hastaları nasıl yanlış yönlendirdiklerini görmeniz mümkündür. Bu sektörde öyle bir tatlı para akıyor ki birileri Karadeniz yöresine yayın yapan hemen hemen tüm TV kanallarını işgal etti ve kendi reklamını yapmaya başladı. Diğer bazıları yine yazılı ve görsel basını kullanarak her gün televizyon televizyon dolaşıyor ve halkın sağlığı ile ilgili önemli açıklamalar yapıyorlar.

Bir hekim olarak bunları okuduğum, dinlediğim zaman son derece üzülüyor ve utanıyorum. Sağlık Bakanının bunlara neden dur demediğini, müeyyideler uygulamadığını anlamakta zorluk çekiyorum. Bu işleri yapanların bir kısmı tıpla hiç ilişkisi olmayan profesör doktor unvanı ile Türk halkını kandırıyor, özellikle kanser gibi çok önemli bir hastalıkla mücadele eden hastaların tedavilerini yanlış yönde etkiliyorlar.

Peki bu bilgilere nereden ulaşıyorlar diye sorabilirsiniz… Evet ta İbni Sinadan, Lokman Hekimden ve eski çağlardan beri mevcut bilgileri sağdan soldan toplayarak, yurt dışında yazılmış, ama bilimsel hiçbir değeri olmayan kitaplardan harmanlayarak yazılmış kitaplar Maranki’nin kaynaklarını oluşturuyor.

Haksızlık etmeyelim Ülkemizdeki diğer Marankiler de bu yöntemle bilgi toplayıp sunuyor. Hekim olduğunu iddia eden kendilerine doktor diyemeyeceğim kişilerin de bu sektörün içinde olduğu ve halkı soyduklarını ifade etmek isterim. Burada sayın Profesör Dr. Osman Müftüoğlu’nu bu hekim gurubundan uzak tutmak isterim. Çünkü o gerçek anlamda bir hekim ve bilim adamıdır. Bilim dışı konuşmaz. Ben alternatif tıbba ve bitkisel ilaçlara karşı olan bir insan değilim. Ancak hekim olarak bir bitkinin veya bir ilacın hastalar tarafından kullanılabilmesi için öngörülen şart, kullanıldığı zaman yararının zararından daha çok olması , böbrek, karaciğer, kalp, beyin, akciğerler gibi önemli organlara zarar vermeyeceği hususunda açıklık olması ve bu nedenle deneysel ve klinik çalışmalarının yapılmış olması gerektiği inancındayız. Bu bilimin değişmez ve vazgeçilmez unsurudur.

Evet, bu girişin ardından, önce sizlere profesör doktor olduğunu iddia eden Ahmet Maranki hakkında bilgi vermek istiyorum. Ondan sonra da hekim olmamasına rağmen bir hekim gibi halkın sağlığı ile ilgili yaptığı yanlış açıklamalar konusunda değerlendirmemi sunacağım.

“Sayın Maranki kimdir?” diye mesleki anlamda kimlik bilgilerine bakacak olursak. Tütün eksperleri yüksek okulunda okuduğu, takiben İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği, İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset bölümünde master, tarım alanında da doktora üstü çalışma – araştırmalar ve takiben Azerbaycan – Bakü Devlet Üniversitesinde görev yaptığı ve buradan profesör ünvanı aldığı biliniyor. Görüldüğü gibi sayın Maranki’nin tıpla, hekimlikle ve toplum sağlığı ile uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Ama televizyon programlarına çıkıp bir hekim gibi

  • İmmün sistemin ne olduğunu, karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide ve barsak hastalıklarına nasıl yakalanıldığını ve hangi bitkilerin şifalı geldiği çok rahatlıkla söyleyebiliyor.

  • Mesane kanseri nedeniyle ameliyat olmuş olan bir hastanın, inguinal bölgeye yayılması yani metastaz tedavisini bile kırmızı pancar ile yapabileceğini iddia ediyor. Metastazın ve hastalığın ne olduğunu bilmeyen bu sözde bilim adamı, aynı zamanda kırmızı pancar ile tüm karaciğer hastalıklarının yok edileceğini ifade edebiliyor.

  • Saç dökülmesi olan ve saçı çıkmayan kişilerin saçlarını çıkarmak için kendisine ait olan 11 ayrı yağdan elde edilmiş saç bakım yağı olduğunu ve bunu hastalarına uygulattığını (tabi ki ücret karşılığı) belirtiyor.

  • Sarımsak yağının özellikle de Kastamonu – Taşköprü sarımsağının kullanılması gerektiğini (Kastamonulu olması nedeniyle milliyetçilik duygularının ağır bastığını dile getirerek), çam yağının da bu karışımın içinde olduğunu ifade ediyor. Çam yağı ile kıl diplerinin ne hale geleceğini bir hekim olarak anımsatmak isterim. Kıl köklerinin beslenmesi, kıl köklerinin hava alması ile mümkündür. Bu karışımın o gözenekleri nasıl yok edeceğini düşünmenizi isterim.

  • Bu kozmik bilima damı detox ve lavmandan da söz ediyor. Detoksifikasyonun kelime anlamı toksik maddelerden arınma, toksik maddeleri vücuttan atmak demektir. Lavman tıpta kalın barsakların boşaltılması için kullanılan bir yöntemdir. Hem ağızdan hem de makattan ilaç ve serum kullanılarak yapılabilen bir işlemdir.

Kendine bilim adamı süsü veren bu zat-ı muhterem 1-7 Haziran tarihleri arasında dolunay olduğunu ve bu süreler içinde 3 gün boyunca günde 3 defa 500 gram kiraz yiyerek detox ve lavman yaptığını, ayrıca aynı amaçla bol karpuz yenmesini öneriyor. Bu zat-ı muhteremin kiraz ve karpuzun içinde ne kadar miktarda glikoz olduğunu bilmediğinden metabolizmayı ve şeker hastalarını nasıl etkileyeceği konusunda yorum yapamıyor. Büyük napolyon cinsi kirazların yenmemesini aksine küçük daha az kırmızı olan kirazların yenmesini öneriyor ki bu da bize sayın Maranki’nin ve yakınlarının kiraz bahçesi olduğunu düşündürüyor.

  • Oyulmuş turpun içine doldurulan balın bekletilmesini takiben taşan kısmının yenmesi ile bütün öksürüklerin kesileceğini belirtmektedir. Bunun için turpu oymaya gerek yok… Bal, saf yendiği veyahut bal şerbeti yapılarak içildiği zaman da öksürüğü kestiği bilinir.

  • Kuru incirin içerisine konulmuş olan iğdenin cinsel isteği ve gücü arttırdığını ifade eden Maranki iyice saçmalıyor. Zaten kuru ve yaş incirin seksüel gücü arttırdığı biliniyor. İğdenin incirin içine konulması Maranki’nin uydurmasıdır. Allah’tan adamcağız kırmızı pulbiberin, kerevizin, maydanozun, keçi boynuzunun ve içinde epimedyum içeren bitkilerin seksüel gücü arttırdığını, aşırı tatlının, yoğurt, karalahananın seksüel gücü azalttığı vs gibi bilgileri bilmiyor. Şayet bilseydi onlar hakkında da ahkâm keserdi.

  • Yılda iki defa kozmozun (Ay’ın çekim kuvvetinin olduğunu) Mart, Nisan, Mayıs aylarında 40 gün boyunca hayvansal gıda almadan bitkisel gıda tüketerek kozmik beden temizliği yani detox ve lavman yaptığını ifade ediyor. Bu yöntemle ilkbaharda kalın barsak, safra kesesi ve karaciğer temizliği, sonbaharda da dalak, pankreas ve akciğer temizliği yaptığını belirtiyor.

Bu kadar uyduruk, bu kadar bilimden yoksun bir söylem ve önerinin Türkiye’de ve Türk Halkı üzerinde yer bulması son derece düşündürücü ve son derece üzücüdür. Hiç bir bilimsel kanıta dayanmayan böyle uyduruk söylemlerle insanları kandırarak tedavi etmeye çalışmak sahtekârlıktır.

Sayın Maranki televizyon konuşmalarında da detox ve lavman konusunda halka çağrıda bulunarak Afyon’da anlaşma yaptığı bir otelde hastalarının tedavi ettiğini gizlemiyor. Bu otelle yapmış olduğu anlaşmalar sonucu umuda kapılan vatandaşlar, hastalar şifa bulmak için 5 günlük – 10 günlük turlar halinde sayın Maranki’nin oteline gidiyor ve 2500 – 5000 tl arasında ücretler ödüyorlar. Şahsına ait internet sitesini günde 150.000 kişinin tıkladığını iddia eden Ahmet Maranki’nin, kitabının tanesini 39 – 40 tl’den sattığı düşünülürse ne derece bir maddi kazanç elde ettiği tahmin edilebilir.

Bilim adamı ve hekim olmayan ama halkı kandıran, büyük kazançlar elde eden Maranki ve onun gibiler üzerine kimler gidecek?

Kimler denetleyecek?

Sağlık bakanlığından ses yok…

Meslek odalarımızdan da tık yok…

Bu adamların yazılı ve görsel basında konuşmaları var… İnternete tıklayınız hepsi karşınıza çıkacak… Doktor olmayan kişiler hastalıklar üzerinden ahkam kesiyor…

Benim saf milletim de dinliyor… Dinlemek zorunda…

Çünkü benim Sağlık bakanım ve Meslek Odamdan ses yok…

Hadi diyelim ki Sağlık bakanı ses çıkaramaz çünkü Maranki Eminönü belediye başkanlığına adaylığını AK Partiden koymuştu… Ya Meslek Odamıza ne demeli?

Ülkemizdeki diğer Marankilere gelince, maalesef içlerinde doktor olanlar da var. Kendi meslekleri ile ilgili olmayan alternatif tıp gibi konularda hastalara bitkisel tedaviler veriyorlar. Bunlardan bir kısmı bitkiler üzerinde çalıştıklarını ve bilgi sahibi olduklarını iddia Ediyor. Bu hekim arkadaşlarımın yaptıkları işle ilgili doğru ve yanlış yaptıklarını değerlendirmek bana düşmez. Bu görev Sağlık Bakanlığı veya tabip odalarınındır. Bunların, kurulacak bilimsel komisyonlarla değerlendirilmesi ve çıkacak sonuçlara göre halkın bilgilendirilmesi gerekir. Yanlış uygulamalarda bulunanlara ise sağlık bakanlığı ve tabip odaları tarafından gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

Yorumlar

“Maranki ve Ülkemizdeki Marankiler” için 13 Yorum

  1. zuhal kaya

22 Haziran 2012, 08:00

bir hekim olarak size katılmamak mümkünmü akılcı ve uyarıcı yazınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum.

Cevapla

  • admin

22 Haziran 2012, 09:29

Doktor Hanım, mesajınızı Dr. Necmi Kurt’a ilettim. Başarılı çalışmalar.

Cevapla

  1. ökkeş yalçınkaya

24 Haziran 2012, 06:53

katılmamak mumkun degıl tabıkı..sistem cehaletin uzerınden prım yapıyor…kım ne desın kı..tepedekıler de aynı kaynakdan beslenıyor…

Cevapla

  • admin

24 Haziran 2012, 08:22

Ökkeş Bey mesajınızı Dr. Necmi Kurt’a ilettim. İlginize çok teşekkürler.

Cevapla

  1. esra kocaoğlu

06 Temmuz 2012, 09:15

Değerli hocam yazının gerçekten çok güzel beğenmemek elde değil yalnız tabipler odası neden gerekeni yapmıyor?

Cevapla

  • admin

06 Temmuz 2012, 12:47

Esra Hanım Dr. Necmi Bey adına teşekkür ederim Mesajınızı kendisine ilettim. Dr. Derya Şentürk

Cevapla

  1. Halil Çağrı Dinç

06 Temmuz 2012, 10:26

Sayın hocam yazınız gerçekten Türkiye’de kanayan bir yaraya parmak bastı bu insanlar doktorluk ünvanını marketten alıyorlar herhalde önüne gelen uzman oluyor. Tespitlerinizde çok haklısınız. Teşekkürler.

Cevapla

  • admin

06 Temmuz 2012, 12:46

Halil Bey yorumunuzu Dr. Necmi Kurt’a ilettim. Halen 800′e çok yaklaşan okunma sayısı ile sitenin birincisi durumunda. Teşekkürler. Dr. Derya Şentürk

Cevapla

  1. arzu Öz

08 Temmuz 2012, 20:53

Sayın Doç. Dr. Necmi Kurt’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Bu karanlık günlerde bize ışık olduğu için. Çok güzel bir yazı olmuş. Sizin gibi üreten insanlara bu ülkenin her zaman ihtiyacı var. Sizler gibi değerler sayesinde ülke insanı aydınlanacaktır. Saygılar

Cevapla

  • admin

09 Temmuz 2012, 03:25

Arzu Hanım çok teşekkürler. Mesajınızı Dr. Necmi Kurt’a ilettim. Dr. D.Ş.

Cevapla

  1. Adem Yurduseven

09 Temmuz 2012, 05:01

Hocam yazınız gerçekten çok güzel. Bu aralar bu insanlar bir trend yakalamış durumda. Kendilerini sanki cerrahi yaparak tedavi ediyorlar gibi kasıla kasıla ekranlarda gösteriyorlar. Oysaki tıp ile alakaları yok. Bence tabip odaları veya Sağlık bakanlığı bu konunun üzerinde durmalılar ve gerekeni yapmalıdırlar. Saygılarımla.

Cevapla

  • admin

09 Temmuz 2012, 05:05

Adem Bey çok teşekkürler. Yorumunuzu Necmi Beye ilettim. Dr. D. Ş.

Cevapla

  1. konuralp yakar

10 Temmuz 2012, 19:06

ağzınıza sağlık ..dogru soze ne denebılır kı

Son Paylaşımlar
Arşiv

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus