Hipertansiyon JNC 7 Raporu. Özet 20

HT’de Diş problemleri, Obstrüktif uyku apnesi ve Göz

HT’de diş problemleri

Diş bakımında endişe konusu olan bir durum da lokal anesteziklerde bulunan adrenalin kullanımıdır. Birçok diş hekimi advers kardiyovasküler cevaptan endişe ettiğinden, HT’li hastalarında kateşolamin içeren anestezik preparatları kullanmaz. Bu konu ile ilgili bir sistematik derlemede, kontrol altında olmayan HT’li hastalarda dental prosedürler esnasında advers olaylar meydana gelebilmesine rağmen adrenalin kullanımının minimal bir etkisi olduğu kararı bildirildi.

Diş prosedürlerinde genel anestezi uygulandığında, KB’da potansiyel geniş fluktuasyonlar ve antihipertansif ilaç alan hastalarda hipotansiyon riski nedeni ile kan basıncının yakından izlenmesi gerekir.

CCB’ler ve diğer vazodilatörler dişeti hipertrofisine neden olabilir.

Obstrüktif uyku apnesi

Erişkin popülasyonun %2-4’ünde obstrüktif uyku apnesi (OBUA) görülür ve bu kişilerin %50’sinde HT bulunur. OBUA’da obesite çok olağandır, VKİ’si 27 kg/m2 üzerindeki her HT hastasında OBUA şüphesi yüksek tutulmalıdır. Bu insanların, horlama, görülen apne, uykuda düzensiz solunum, istirahat sağlamayan uyku ve kronik sabah yorgunluğu gibi OBUA semptomları açısından etraflıca sorgulanması gerekir. Hasta inkâr edebileceği ya da durumun farkında olmayabileceği için, özellikle de horlama ile ilgili en güvenilir hikâye, sıklıkla hastanın yatak arkadaşından alınır. Eğer klinik olarak tanı şüpheli olursa, usulünce bir uyku tetkik çalışması endikedir. Uyku apnesinin KVH üzerine etkisi, büyük ölçüde TA yükselmesi ile birlikteliğine bağlıdır. Gerçi OBUA, kateşolamin salımında artış, enflamatuar mekanizmaların aktivasyonu, insülin direnci ve endotel disfonksiyonu gibi bazı mekanizmalarla da miyokardiyal ve vasküler hasara neden olabilir. OBUA ile birlikte görülen diğer KV olaylar arasında aritmi, kalp yetmezliği, MI ve felç yer alır.

OBUA’nın HT’de bir etiyolojik faktör olup olmadığı ile ilgili evvelki tartışmalar, OBUA-obesite arasındaki kuvvetli ilişkiye odaklıdır. Obesitenin OBUA’ya büyük ölçüde katkıda bulunduğu bilinmekle beraber, OBUA’lı hastalarda kilo alma riski artmıştır ve OBUA tedavisi ile viseral yağlanma gerileyebilir. Şimdiki görünüşe göre OBUA ve HT arasındaki potansiyel nedensel birliktelik, hem obesite-HT ilişkisi ve hem de OBUA’nın kronik KB artışındaki bağımsız rolü ile ilgilidir. OBUA’daki tekrarlayan O2 satürasyon kaybı ile birlikte görülen apne episdolarının, kuvvetli sempatik sinir sistemi deşarjlarını uyardığı ve KB’nı doğrudan yükselttiği gösterildi. Uyku kalitesinin düşük ve uyku periyodlarının kısa olması; yorgunluk ve gündüz uyumalarını güçlendirici bir rol oynar. Uykusuz kalmak, başlı başına tansiyonu yükseltebilir ve glukoz toleransını bozar. Ayrıca uyku apnesinin şiddeti ve TA seviyesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Son olarak da OBUA’nın CPAP cihazları ile sürekli ve etkili tedavisinin, HT hastalarında gece ve gündüz kan basınçlarını azalttığı bildirilmiş bulunuyor.

OBUA hastalarında uyku esnasında kullanılan çeşitli pozisyonlandırma önlemleri ile, özellikle yan yatarak uyumanın sonucunda, kilo vermeye ek olarak, uyku kalitesinde de artma sağlanabilir. CPAP tedavisi, genel TA düşürmede fayda sağlayabilir, ayrıca kardiyak iskemiyi ve KY belirtilerini düzeltir. Oral protezler ve cerrahi yaklaşımların rolünün iyice belirlenmesi gerekiyor. OBUA hastalarında kan basıncını düşürmek için henüz belirli bir sınıf antihipertansif ilacın üstünlüğü gösterilmiş değildir.

HT ve göz

HT, özellikle aşama 2 HT, retina, koroid ve optik siniri etkileyebilir. Bu değişimler retinal damarların optalmoskopla doğrudan incelenmesi, fotoğrafının çekilmesi veya anjiyografi ile anlaşılabilir. Hipertansif retinopati, en sık olarak retinal arteriollerin generalize ya da fokal daralması ile kendini gösterir. Akut veya ileri HT’de, retinal damar yapılanması oklüzyon ya da sızıntıya neden olmaya yetecek kadar hasar görebilir. Bu değişimler kendilerini, sinir tabakasında enfarktlar (yumuşak eksuda ya da atılmış pamuk manzarası), ekstravasküler ödem (sert eksuda), retina içi kanamalar ve retinal arter makroanevrizmaları şeklinde gösterebilir.

Hipertansif koroidopati en sık, eklampsi ve feokromositoma dâhil akut HT’li genç hastalarda görülür. Bulgular arasında Elsching noktaları (korokapillerlerde perfüze olmayan bölgeler) ve Siegrist şeritleri (koroidal arterlerde lineer hiperpigmentasyon) yer alır.

Şiddetli HT ile birlikte görülen hipertansif optik nöropati, parlak kırmızı hemorajiler, optik diskte ödem, venöz konjesyon ve maküler eksüdatla ortaya çıkabilir.

Kaynak

Chobanian A V, Bakris G L, Black H R, Cushman W C, Green L A, Izzo J L Jr, Jones D W, Materson B J, Oparil S, Wright J T Jr, Roccella E J; Joint National Committee on Prevention, Detection, Evaluation, and Treatment of High Blood Pressure. National Heart, Lung, and Blood Institute; National High Blood Pressure Education Program Coordinating Committee.Seventh report of the Joint National Committee on Prevention, Detection, Evaluation, and Treatment of High Blood Pressure. Hypertension 2003 Dec;42(6):1206-52. Epub 2003 Dec 1.

Orijinal yazı için: JNC 7

Etiketler:

Son Paylaşımlar
Arşiv