Askerlik Muayeneleri Hakkında – 1

Aile hekimlerinin yapması istenen askerlik muayeneleri, son yoklama muayeneleridir. Bendeniz, asker çocuğuyum. Yedek subaylığı sonunda “teskere terk ederek” muvazzaf personel subayı olan babam sayesinde, çocukluğum son yoklama mekanlarında hoplayıp zıplayarak geçti, epeyce de kütük defteri taşıdım. Elbette askerlik öncesi kendim de aday olarak muayeneden geçtim, üç defa da SO hekimi olarak “sivil tabip” sıfatıyla görev aldım. Yani bir yazı kaleme almak için kariyerim sağlam görünüyor, ama tabii ki bu arada birçok şey unutuldu. Burada sizlere, hatırlayabildiklerimi aktaracağım. Yeni uygulamada, asker adayını yalnız başımıza muayene edeceğiz. Bu durumda bazı eski yöntemlerden vaz geçmek şart olacaktır. Önce eskiyi bilelim, yenisine daha kolay uyum sağlayabiliriz. Bu konuda yetkililer de bir şeyler düşünmüş olmalı. Geçen hafta ilk askerlik muayenesini de yaptım, şube ile bir telefon görüşmesine ve adayın ekstradan bir şubeye gidip gelmesine mal oldu. Bu deneyimi de katarak hazırladığım önerilerimi izleyen yazılarda bulacaksınız.

 

Askerlik meclisleri

Son yoklamalar, “askerlik meclisi” denen ve askerlik şubelerinde, yılın bir ayı boyunca her gün toplanan bir kurulca yapılır. Bu kurulun başkanı, askerlik şubesi başkanıdır. Başkan, şube büyüklüğüne göre albaya kadar herhangi bir rütbede, ast teğmen dâhil bir subay olabilir. Kurulda bir askeri doktor, bir de sivil doktor bulunur. Son görev yaptığım iki kurulun ilkinde askeri doktor olarak,  ihtisas sınavını yeni kazanmış bir yüzbaşı, ikincisinde ise yine ihtisasa yeni başlamış bir üst teğmen görevliydi. SO hekimleri genellikle askerlik meclisine katılmaktan pek hoşlanmaz. Belki askeri sağlık kültüründe de bu iş sevilmiyor ve kıdemsizlere kalıyor. Mecburi hizmetteyken katıldığım ilk mecliste ise askeri doktor, bölgede yakınlarda pek asker hastanesi olmadığından olsa gerek yine bir ast teğmendi. 

 

Meclislerin birinde bir psikiyatr doktor hanım da resmen görevliydi. Ama meclisin kolsuz-bacaksız adaylar gibi “tartışmasız olarak elverişsiz” adaylar dışındaki  “elverişsiz” kararları çok çok seyrek olduğu ve büyük çoğunlukla sonradan askeri hastaneye sevkle sonuçlandığı için, doktor hanımın varlığı bir iki danışma isteğimiz ve görüşme ricamızı seve seve yerine getirmesine rağmen pek işlevsel olmadı.

 

Kurulda nüfus idaresinden ve belediyeden de birer görevli bulunur. Askerlik şubesinin bir sivil memuru da hep olur, ama asil kadrodan mıdır yoksa askeri bürokrasiyi bildiğinden işe yaradığı için mi alınır bilemiyorum.

 

Bu kuruldan geçen asker adayı, tıbbi açıdan ya hasta-sakat bulunarak “hastaneye sevk” edilir veya hakkında askerliğe “elverişsiz” kararı ya da “ertesi yıla terk” kararı verilebilir.

 

Bu ertesi yıla terk, üniversiteye devam nedeni ile alınan “tecil” ya da “sevk tehiri” değildir. Yüksek tahsil gören için sevk tehiri, “elverişli” bulunan adaya yapılıyor. Ertesi yıla terk, “adayın gelecek yıl yine kurula gireceği” anlamına geliyor. Genellikle çok şişman, çok zayıf veya kısa boylu adayların, gelecek yıla kadar kilo vereceği, ya da boy posça gelişeceği beklentisi ile yapılıyor. Başka durumlarda da “ertesi yıla terk” olsa gerek, ama biz en çok bu durumlarda yapacağız. 

 

Bunlar dışındaki durumlarda aday “askerliğe elverişli” bulunarak durum belgelerine kaydediliyor. Askerliğe elverişlilik, belgeye vurulan özel bir kaşe ila açıkça ifade ediliyor. Kaşenin özellikleri: Hurufatı majiskül dizilmiş, çerçeveli, ıstampa rengi kırmızı: ASKERLİĞE ELVERİŞLİDİR.

 

Elverişli olsun, diğer seçenekler olsun, karar dosyaya işlendikten sonra evrakı, belediye görevlisi, nüfus memuru, iki doktor, elbette sonunda da başkan, herkes imzalar. Bu uygulama, tümü açısından ayrı ayrı geçerli bir “elverişlilik” kararı düşündürüyor. Ancak fırsat bulup hiç soramadım; acaba nüfus memuru ve belediye görevlisinin verebileceği elverişlilik-elverişsizlik kararı ne açıdandır. Eskiden ailelerin tek erkek çocukları, hasat veya ekim zamanı askere alınmazmış, belki nüfus memuru buna karar vermek için vardır.

 

Askerlik meclisinin manzarası

Kurul uzun, düz bir masa, eğer mekân uygun değilse U şeklinde bir masanın arkasındadır. Adaylar, bu iş için ayrılan uygun bir yerde soyunur. Ellerinde evrakları, geliş sırasına göre sırayla, üzerlerinde sadece donla, masanın bir tarafından huzura girer. Herkes adaya kendi ile ilgili sorusunu sorar, görüşmesini yapar ve kararını verir.

 

Hekimler ne yapar

Kurulun en baş tarafında bir asker, her adayın boy ve kilosunu ölçer, evrakına yazar. Hekim muayenesi buradan itibaren başlar. Henüz uzakta, yere basarken taban kavsi incelenir. Adayın vücudu açıktadır, skolyoz, ankiloz, kol, el, parmak eksikliği, her türlü deformiteler, akromegali, Down vb hastalık belirtileri, yanık- yara sekelleri, jilet izleri, dövmeler ve tıbben bildiğimiz, aramamız gereken her belirti görülmeye çalışılır.

 

Aday masaya yaklaşınca hekimlerden biri askere renk körlüğü muayene kartlarını gösterir. Gözlüğü varsa camların kalınlığı incelenir, gerekirse adaya numarası sorulur. Bu işleri gönüllü olarak ben üstlendim, kaşe vurmak da bana düştü. Tıbbi sorgulamayı genellikle askeri hekime bıraktım, ancak dinledim, gerektiğinde ben de soru sordum. Gerektiğinde talimnameye başvurmayı ise yine askeri hekim üstlendi.

 

Bulgu varsa ve yasal maddelerden birine giriyorsa, uygun işlemin yapılmasına karar verilir. Ya da tıbbi sorgulama yapılır ve buradan sağlanan bulgulara göre karar verilir. Bunlar karara yetmezse muayeneye başvurmak gerekir.

 

Bir bulgu olmasa da hekimlerin önüne gelen adaya, sağlığından bir şikâyeti olup olmadığı sorulur. Adayın bilinen ve ciddi bir hastalığı varsa çoğu zaman tıbbi belgelerini de getirmiştir. Belgelerin incelenmesi oldukça yol gösterir. Bu durumda talimnameye başvurularak karara varılır. Bu aşamada da, belgeler yeterli kanaat vermezse muayene gerekebilir.

 

Bazen belge olmaz, ama aday ciddi bir şikayet beyan eder. Sorguladan sağlanan bilgi yol çizmeye yetmez. Yine muayene yapılır, karara yetecek bilgi sağlarsa ne ala, aksi halde sevk gerekir. Genellikle, kendimi tecrübesiz saydığım için askeri hekimi daha bilgili kabul ederek davrandım. Ancak soru sordum, aklımın erdiği konularda müdahale ettim, görüş söyledim. Hiçbir ciddi problem çıkmadı. Bazı deneyimim;

  • Askeri doktor da bu konuda her şeyi bilmez.

  • Ancak eğitilmiş bir profesyoneldir, çalıştıkça, tartıştıkça, talimnameyi okudukça ya da sivil hekimle görüştükçe hatırlar ve işi yürütür.

  • Unutmak sivil hekim için de geçerlidir, bu işler her seferinde yeniden hatırlanır.

  • Doktorlar adayın sağlık durumu konusunda birbirine akıl danışabilir ya da tartışabilir.

  • Sivil hekim görüşünde ısrar edebilir, askeri hekimin tartışmaya itirazı olmaz, sivil hekime herhangi bir baskı söz konusu değildir.

  • Sonuçta tüm bu işbirliği orada oluşan karşılıklı güven ve saygıya bağlıdır.

Aday elverişli olsun, elverişsiz olsun, talimnamede belirtilen bulgular, hastalıklar varsa tümü de kod numarası ile girilmelidir. Sanıyorum bize başlarda en büyük sıkıntıyı bu verecek. Bu konuda da bir şeyler hazırladım, yine ikinci bölümde göreceksiniz.

 

Aday tam bir fizik muayeneden geçirilir mi?

Sanıyorum geçirilmesi gerekir, ama hayır, bildiğimiz anlamda sistemik, kitabi fizik muayene yapılmaz. Ya da böyle bir teamül yok. Mekânda bir muayene yatağı da bulunmaz. Mekân bir yana adaylar kalabalık ve zaman da herkesi muayene için yeterli değildir.  Ben her seferinde bir stetoskopla gittim, askeri hekimin ya da benim ihtiyaç duyup kullandığımız, yukarıda değindiğim gibi defalarca vakidir. Ama yapılan; batın muayenesi, organomegali, LAP, assit, ödem arama, nabız sayısı, TA ölçümü, KBB, göz muayenesi, psikiyatrik sorgulama , nörolojik muayene vd. ile tam bir kitabi muayene değildir. Yapılan ve yapılabilecek olan; gözle görülen bulguya, aday beyanına, sorgulamadan çıkarılana göre, hedefe yönelik bir muayenedir.

 

Mesai

Askeri mesai sekizde başlasa da kurul sabah sekizde toplanmaz. Önce son yoklamaya girecek adayların belgeleri hazırlanır. Memur ve aday sayısına göre bu belli bir zaman alabilir. Sonunda yeterli sayıda aday hazır olunca kurul işlemeye başlar, öğle tatiline kadar bir yandan şube, bir yandan kurul çalışır. Öğleden sonraki mesai de, evrakı hazırlanmış, kurula girememiş adaylarla devam eder. Ancak yine memur ve aday sayısına bağlı olarak mesai saati bitiminden önce kurul kapanır. Hakkında karar alınan adayların işlemi yapılıp mesai sonundan önce bitirilecektir (devam edecek).

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus