Mario Vargas Llosa’nın Düşündürdüğü

12.08.2012

/ Yazar:

Dr. Ceyhun Balcı 1961 doğumlu. Orta ve Lise öğrenimini 1979’da Eskişehir Anadolu Lisesi’nde tamamladı.1985’te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirerek hekim oldu. Zorunlu hizmetini (1985-1987) Ağrı’da yaptı. 1991’de uzmanlık eğitimini tamamlayarak Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı oldu. Hekimliğin yanı sıra toplumsal sorunlara ilgisini esirgemedi. 2007’den bu yana düzenli olarak yazma çabası içinde. Yazıları günlük gazeteler, süreli dergiler ve çeşitli internet sitelerinde yayımlanıyor. 2010’dan bu yana seçilmiş olduğu İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeliği görevini sürdürüyor.

Llosa Nobel ödüllü, Perulu yazar. Bizdeki Nobelli gibi sisteme biat etmemiş. Tersine ipliğini pazara çıkartmış.

 

Llosa halkçılık ile halk dalkavukluğu konusunda kafa karışıklığı içinde değil. “Ey güzel halkım, neylerse, güzel eyler!” kolaycılığına kaptırmamış kendisini.

 

“…demeye de dilim varmıyor ama – kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!” diyen Nazım Hikmet gibi davranmış. Halkını sevmenin ve onu yüceltmenin halkın tutumunu hemen her zaman güzellemekten geçmediği gerçeğini göz ardı etmemiş.

 

Llosa’nın yeni deneme kitabı “Gösteri Uygarlığı” ağırlıklı olarak bu konuyla ilgili. Kendisiyle yapılan röportajda başından geçen bir olayı aktarmakta.

 

İlginç ve bir o kadar da ibretlik!

 

Llosa, “Conversacion en La Catedral” kitabından bir alıntıyla berraklaştırıyor anlatmak istediğini.

 

Bir yazar Peru’da bir taksi sürücüsü ile laflıyor. Söz seçimlere gelince; sürücü oyunu önceki başkanlardan Fujimori’nin kızına vereceğini söylüyor. Yazar, sürücüye “Eski başkan Fujimori’nin adi bir hırsız olması sizin için önemli değil mi?” diyecek oluyor. Sürücünün yanıtı hazır!. “Hayır! Çünkü Fujimori kararınca çaldı!”

 

2007 seçimleri öncesindeydi. Musa Ağacık, sokakta vatandaşa mikrofon uzatarak bir tür eğilim yoklaması yapıyordu. Aldığı yanıt karşısında “ya gemicikler…” demeye getirdi. Vatandaş hiç ikileme düşmeksizin “Elbette, olacak. Bizim için çalışıyor olmaları yeter!” deyiverince sözün de bittiği yere gelinmiş oldu.

 

“Çalıyor ama iş yapıyor!” bu yaklaşımın baş söylemlerinden değil mi.

 

Peru neresi, Türkiye neresi? Aradaki binlerce kilometrelik uzaklık, farklı kültür, farklı insan tipleri postmodern aymazlık ve değer aşınması paydasında buluşuveriyorlar.

 

Böyle bir anlayışın geçit vermeyeceği yönetim olabilir mi? Bu anlayışın varlığı korkunç! Çoğunluk olması çok daha korkunç!

 

Bunca hırsızlık ve yolsuzluğa karşın halkın gönlünde yer bulabilmek de önemli bir beceri.

Peru’daki diyaloğa bir anımla katkıda bulunmak isterim.

 

2006 yılının ağustos ayında Peru turumuzun Titikaka bölümünde yolumuz Uros Adaları‘na düşmüştü. Dünyada, eşi benzeri zor bulunacak bu adalar sazdan yapılma ve yüzergezerdi. Gece uykuya dalıyorsunuz ve sabah uyandığınızda çok farklı bir yerdesiniz. Bir gezgin için ilginç ve çekici olabilen bu özelliğin oralarda yaşayanlar için binbir zorluk anlamına geldiğini de belirtelim.

 

Adalarda yaşayanlar doğal olarak balıkçılıkla kazanmaktaydılar yaşamlarını. Ama, bizler gibi gezgin gruplarının da hatırı sayılır bir katkısı olmalıydı bu insanların ekonomisine.

 

Son derece doğal ortam görüntüsü veren bu sazdan yüzergezer adalarda bir şey dikkatimizi çekmişti. Güneş panelleri! Sürekli yüzer gezer olan buralarda enerji önemli bir sorundu. Bu güneş panelleri ile üretilen elektrikle ailelerin televizyon izleyebildiklerini öğrenmiştik. Sırf bu nedenle buralarda baba Fujimori’ye taptıklarını öğreniyorduk. Cebini doldurmak amacıyla adi bir hırsız gibi davranabilen Fujimori, yönettiği halkın yalnızca parasını değil gönlünü de çalmayı belli ki iyi becermişti. Bu yaşanmışlıktan yola çıkarak kız Fujimori’nin bu adalarda yaşayanların oyunu alacağından hiç kuşku duymuyorum.

 

Anılar, yaşanmışlıklar ve deneyimler dile getirilse buna benzer sayısız örneğin bir külliyat oluşturacak boyuta varacağı da kesindir.

 

Llosa söyleşi sırasında sıkça dile getirdiği geçmişe özlem duygusunun ilerleyen yaşından kaynaklanabileceğini kabul ediyor. Ancak, bunun yalnızca ilerleyen yaşıyla açıklanmasının da doğru olmayacağının altını çiziyor.

 

Günümüzde banalleşen kültürün insanı her türlü yozlaşmaya teslim olacak bir zayıf halkaya dönüştürdüğüne vurgu yapıyor.

 

Halka “Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!” diyen yürekli aydınlara bugünkü dünyada daha çok gereksinimimiz olduğunu saptayabiliriz.

 

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus