Yeni Doğanda Disloke ya da Displastik Kalça İçin Tarama Metodları

Klinik muayeneye ultrason eklendiğinde tedavi oranları artıyor, geç tanı konan olgu ya da cerrahi oranları azalmıyor.

Cochrane derleme özeti

Kalça eklemi baş ve soket şeklindedir. Yeni doğanda femur başı soket içinde olmayabilir (dislokasyon) ya da kalça eklemi doğru düzgün şekillenmemiş olabilir (displazi). Risk faktörleri arasında ailede benzer problem hikâyesi ve kız çocuğunda makat gelişi ile doğum vardır. Yeni doğanların kalçaları, doğum sonrasında ve bebeklik çağında, stabilite, instabilite ya da dislokasyon olup olmadığını belirlemek için klinik olarak muayene edilmelidir. Displazi için tarama, uzun dönemde kalça deformitesi, yürüyüş bozukluğu ve artritle birliktelik gösteren geç tedavi gereğini ortadan kaldırabilir. Ancak erken taramalar tedavi oranlarını yükselmesine neden oluyor. Tedavi, kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak kalça ekleminin hasarı ile (avasküler nekroz) komplike de olabiliyor.

Bu derlemede, erken taramanın, tarama yapılmamasına karşı fayda ve maliyetlerini kıyaslayan çalışma bulunamadı. Klinik muayeneye ultrason eklenmesini kıyaslayan çalışmalarda, tüm çocuklar ultrasonla muayene edildiği zaman tedavi oranlarının arttığı ve geç tanı konan displazi ya da cerrahi oranlarında anlamlı bir değişim olmadığı bildirildi.

Yüksek riskli çocuklara uygulanan hedefli ultrason muayenesinde tedavi oranları artmadı, ancak geç tanı konan displazi veya cerrahi oranlarında da anlamlı bir azalma görülmedi. Mevcut kanıtlara dayanarak yeni doğanlarda kalça taraması hakkında net tavsiyelerde bulunmak mümkün değildir.

Bebekte klinik olarak instabil ancak çıkık olmayan kalça bulunduğunda veya ultrasonda hafif derecede kalça displazisi bulunduğunda, tedaviyi 2-8 hafta kadar geciktirmekle tedavi gereksiniminin azaldığına ve geç tanı ya da cerrahide anlamlı bir artış olmadığında dair kanıtlar var.

Arka plan

Düzeltilmemiş gelişimsel kalça displazisi (GKD) yürüyüş anormalliği, kronik ağrı ve dejeneratif artrit gibi uzun vadeli morbiditelerle birliktelik gösterir.

Amaçlar

Farklı tarama programlarının, doğumsal kalça çıkığında hekime geç başvuru insidensi üzerine etkisini belirlemeyi amaçlıyor.

Araştırma stratejisi

CENTRAL, MEDLINE ve EMBASE (2011) tarandı, buna ek olarak klinik araştırma kayıtları, konferans kitapları, çapraz referanaslar tarandı ve uzman yazarlarla temasa geçildi.

Seçim kriterleri

GKD tarama programlarının etkinliğini kıyaslayan randomize, yarı randomize ve küme randomize çalışmalar seçildi.

Bilgi toplama ve analiz

Üç yazar çalışmaları seçim kriterleri, ve kalite açısından değerlendirdi ve bilgileri çıkardı.

Ana sonuçlar

Klinik tarama veya US taraması ve erken tedavi ile sağlanan etkiyi, tarama yapılmaması ve geç tedaviye karşı inceleyen çalışma bulunamadı.

Ultrasonla yaygın taramayı sadece klinik muayene ile kıyaslayan bir çalışmada, geç tanı konmuş GKD veya cerrahi oranında anlamlı bir azalma olmadığı bildirildi, ancak bu davranışla tedavi oranında anlamlı bir artış birlikteliği görüldü.

Hedefli ultrason muayenesini sadece klinik muayene ile kıyaslayan bir çalışmada ise, geç tanı konmuş GKD veya cerrahi oranında azalma olmadığı bildirildi, ancak bu yöntemle tedavi oranında artış görülmedi.

Yaygın ultrasonla hedefli ultrasonun kıyaslandığı iki çalışmanın meta-analizi, geç tanı konmuş GKD veya cerrahi oranında azalma göstermedi. Tedavi oranlarını bildiren çalışmalarda heterojenite bulundu.

İnstabil (ama disloke değil) kalçalı çocuklarda gecikmiş ultrason ve hedefli splinti*, hemen splintleme ile kıyaslayan iki çalışmanın meta analizinde, geç tanı konmuş GKD oranında anlamlı fark bulunmadı. Her iki çalışma da gecikmiş ultrason ve hedefli splint kullanımı ile tedavi oranında azalma bildirdi.

Ultrasonla hafif kalça displazi bulunan çocuklarda, gecikmiş ultrason ve hedefli splintlemeyi hemen splintleme ile kıyaslayan bir çalışmada, geç tanı konmuş GKD oranında anlamlı bir fark görülmedi, ancak tedavi oranında anlamlı azalma bildirildi. Her iki grupta da cerrahiye başvurulan çocuk olmadı.

Yazarların kararı

Uygulamaya yönelik net tavsiyeler getirmek için kanıtlar yetersiz. Yaygın ultrasonun hedefli ultrasona ya da sadece klinik muayeneye kıyasla tedavi oranını artırdığına dair kanıtlar çelişkili bulunuyor. Ne de ultrason stratejilerinin, geç tanı konmuş GKD ve cerrahi dahil klinik sonuçları iyileştirdiği gösterilmiş bulunuyor. Bu çalışmalar esas olarak, geç tanı konmuş GKD ya da cerrahi gibi sık görülmeyen olaylardaki farkları belirlemek için yeterince güçlü değildir. İnstabil veya hafif displastik kalçalı çocuklarda, gecikmiş ultrason kullanımı ve hedefli splintleme tedavi oranını azaltırken, geç tanı konmuş GKD ya da cerrahi oranında anlamlı bir artış getirmiyor.

* Buradan itibaren “gecikmiş” ultrason ve “hedefli” splint nitelemeleri baştaki ifadeleri iyi tutmuyor. Başta kullanılan“hedefli” ultrason ve 2-8 hafta “gecikmiş” tedavi, tersine dönmüş gibi, kafa karıştırıyor. Çeviride değişiklik yapılmadı.

Kaynak

Shorter D, Hong T, Osborn DA. Screening programmes for developmental dysplasia of the hip in newborn infants. Cochrane Database of Systematic Reviews 2011, Issue 9. Art. No.: CD004595. DOI: 10.1002/14651858.CD004595.pub2.

Orijinal özet için: Yeni Doğanda Kalça Taraması

Yorumlar

1. Aytekin Besim

12 Ağustos 2012, 12:47

Ülkemizde kalça ultrasonunu hakkıyla bilip uygulayan çok az uzman vardır. Bunun nedenleri arasında belki tetkikin güçlüğü(malum bebekler çok hareketlidirler, ve en ufak bir harekette ölçülmekte olan acı yanlış olculebilir) gelir. Ancak bence daha da önemlisi bu tetkikin formel ve sistematik egtiminin kimler tarafından verileceğinin belirlenmemesidir. Ultrason tetkikleri gunümüzde çok geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Ultrason egitiminin formel ve sistematik eğtimi bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da en yaygın olarak radyoloji bölümlerinde verilmektedir. Ancak kadın-dogumcular,gastroenterologlar basta olmak üzere bu tetkikleri kendi alanlarında uygulayan veya uygulamaya heves eden meslektaslarimiz da vardır. Ne var ki genelde gözlenen odur ki primer muayene metodları olmadıgı için bu is radyoloji dısı bölümlerde birkaç heveskarin elinde kalmakta, uzmanlık sinavlarinda da genelde sorumlu tutulmadiklari için gereken ciddiyette ogrenilmemekte ve ogretilmemektedir. Bu durum dolaylı olarak radyoloji bölümlerinde verilmesi şart olan ultrason egtimini de olumsuz olarak etkilemektedir. Söyle ki radyoloji bölümlerine ornegin kalça ultrasonografisi gibi spesifik tetkikler gonderilmeyince veya nadiren gonderilince radyoloji asistanları da bu özel yöntemleri hakkıyla ogrenememektedirler. Yurdumuzda halen kalça ultrasonografisini yapan veya yapmaya çalışan radyologlar dısında ortopedistler olduğu gibi yeni dogancilar hatta kadın -dogumcular da var. Kim iyi yapıyorsa o yapsın diyebilirsiniz ama bunu nasıl anlayacağız. Mantık diyor ki bunun egitimi hangi disiplinde formel ve sistematik olarak veriliyorsa o disiplinde yetişen uzmanlar yapsın. Ama bunun için de hastalar o disiplinde yogunlastirilsin.

2. Dr Adnan Konal

21 Ağustos 2012, 05:53

1. Yazı çok kötü bir tercüme. En azından bir editör tarafından duzeltilmeliydi diye düşünüyorum. Dusuk cümleler ,anlamını vermeyen kelimeler makaleyi bir felaket haline getirmiş. Yabancı makaleleri çeviri programları ile türkceye çevirerek yayınlamak doğru değil diye düşünüyorum.

3. Derya

21 Ağustos 2012, 07:40

Adnan bey çok teşekkürler. Hep kritik istiyorum ve bekliyorum ama çok az geldi.

Çeviriler makine işi değil, benden çıkma. Gerçekten de Cochrane derlemelerini çevirirken çok sıkıntı çekiyorum. Yazarlar da çok temkinli cümleler kurup, kelimelerin Amerikan ingilizcesindeki -ve bazen sanıyorum kendi İngilizcelerindeki- az kullanılan anlamlarına da başvuruyorlar. İstatistik terminolojisinde de biraz zayıfım. Bazı yazarların Amerikan İngilizcesini kullanışları da çok kendi dillerine özgü. Hele ki oriijinal ya da birinci kuşaktan Amerikalı olan Uzak-doğulular, Amerikan İngilizcesini kendi dillerine göre ifade ettiklerinde çıkmaza girdiğim çok oldu. Bu nedenlerle “çeviri” yaparken “Türkçeleştirmede” sıkıntı çekiyorum.

Metni bir daha gözden geçirdim, anlaşılmaya katkısı olsun diye bir iki düzeltme yaptım, ama fazla dokunmak içimden gelmedi.

Siz böyle yazınca, “bu şekli ile özellikle aile hekimlerinin de kafası karışabilir” endişesine düştüm. Arada bazı makalelerden sonra “anladıklarımı” kendi dilimle özetliyorum. Bunun için de böyle bir yeni yazı koyacağım.

Tekrar çok teşekkürler,

Başarılı çalışmalar diliyorum. Derya

4. ADNAN YÜCE

23 Ağustos 2012, 23:50

Merhaba Sayın Dr. Adnan Konal,

Eleştirilerinizde çok haklı olabilirsiniz ama keşke bunları daha farklı bir biçimde dile getirmeyi başarabilseydiniz. “Yazı çok kötü bir tercüme.” “makaleyi bir felaket haline getirmiş” gibi tümceler heves kırmaktan başka bir işe yaramaz ne yazık ki… Keşke siz aynı makaleyi tercüme edip meslektaşımıza, “böyle daha uygun olurdu” demek inceliğini gösterseydiniz.

Size edilen teşekkürü ve muhtemelen yayınlamayacağı bu yanıtımı Sayın Şentürk’ün zarafetine borçluyuz.

Saygılarımla.

Dr. Adnan Yüce

Etiketler:

Son Paylaşımlar