Sağlık Sistemi Nereye Kadar Sosyal Olabilir


Doç. Dr. Paşa GÖKTAŞ Develi’de doğdu. 1977 yılında Hacettepe Ü. Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Enfeksiyon H. ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimini Ankara Ü, Tıp Fakültesi ve Haydarpaşa Nümune EA Hastanesi’nde aldı. Doçent olduğu 1992 yılında Haydarpaşa Nümune EA Hastanesi Enfeksiyon H. ve Klinik Mik. Klinik Şefliği’ni kazandı, bu görevi 2011 yılına kadar sürdürüp 2011 yılında emekli oldu. 180’den fazla yayını bulunan Dr. Göktaş bunlar dışında sağlık sistemi ve laboratuvarlarda kalite sistemleri ile ilgili yazılarını sürdürüyor. Dr. Göktaş, Tıp Laboratuvarları Derneği (TıpLab) kurucu ve başkanı, Gelişim Tıp Laboratuvarları'nın yöneticisi, evli ve iki çocuk babasıdır. Istanbul Tabip Odası 2012 seçimlerinde, Özgür Hekimler Platformu listesinden TTB delege adayı olan Dr. Göktaş halen platformun yöneticileri arasında da yer alıyor.

Sürekli Tartışılan Kavram: Sosyallik

Türkiye’ de 1961 Anayasa’ sına konulan, “sağlık hizmetlerinin sosyal bir hizmet olarak ücretsiz olarak sunulacağı” taahhüdünden sonra, bu kavram hep kazanılmış hak olarak algılandı ve çeşitli söylemlerde tartışılmaz bir ilke olarak öne sürüldü.

Muhtemelen bu maddenin 1961 Anayasası’na girişinde etkili olan da, sosyalizasyon düşüncesinin Türkiye’deki önderi Prof. Dr. Nusret Fişek’tir.

Her Kesim Farklı Algılıyor

“Sağlık hizmetleri sosyaldir, ücretsiz olmalıdır” ilkesini her kişi ve kesim kendine göre yorumluyor.

Sınırlar ve kavramlar net olarak ortaya konulmayıp sistemin temelini belirsizlik oluşturunca, sağlık hizmetlerinin nereye kadar sosyal olabileceği; her kesimin kendi hayallerine, toplumsal konum ve çıkar beklentilerine göre elastiki olarak uzuyor veya kısalıyor.

Konsensus Oluşturamayan Toplum

Türk toplumu, henüz temel bazı konularda birlikte düşünebilme ve ortak çözümler geliştirebilme olgunluğuna erişememiş durumdadır.

Gelişmiş toplumlarda, bugün için 60 yaşın altında emeklilik veren toplum neredeyse yoktur. Kişi başına ulusal gelirleri 25.000-35.000 USD civarında seyreden bazı Kuzey Avrupa ülkeleri, büyük bir çoğunlukla ve referandumla, halkın büyük desteğiyle emeklilik yaşının 67-68’lere çıkarılmasına karar veriyorlar.

Bizde ise, emeklilik yaşı 59-61’e çıkarıldığı zaman, sendikalar ile onları destekleyen bazı kuruluşlar ve hatta partiler, “mezarda emeklilik” sloganıyla sokaklara dökülüyor.

Temel konularda şeffaf, yalın bir tartışma yok. En önemlisi, paylaşımcılık ve dürüstlük etkin olamıyor. Yaratılan gürültü ve toz-duman ortamında, popülist ve fırsatçı kaygılar belirleyici olabiliyor.

Sağlığa Ne Kadar Pay Ayrılabilir?

Her ülke, kendi ekonomik gücü oranında sağlık hizmetlerine bir bütçe ayırabilir.

Bu oran ve miktar, ülkelerin zenginliğine, o dönemdeki sorunlarına ve önceliklerine göre değişir.

Refahta Farklı, Savaşta Farklı

Refah halindeki toplumlarda sağlığa ayrılan pay genelde yükselir. Ancak savaş dönemlerinde harcamaların önemli kısmı, güvenliğe ve askeri harcamalara yöneliyor, sağlığa ayrılan pay göreceli olarak azalıyor.

Türkiye’nin Sağlık Harcamaları

Bu harcamaları açık ve yalın olarak ortaya koymak, şu andaki hesaplama yöntemleriyle kolay değildir, yanıltıcıdır.

Sağlık Bakanlığı, bir anlamda “maskeli bir bütçeye” sahip bulunuyor. Genel bütçeden, 17.5 milyar TL civarında bir miktar almaktadır. Genel bütçenin 330 milyar TL olduğunu düşünürsek, Sağlık Bakanlığı’nın aldığı pay %5.3’tür. 14 milyar TL de SGK’dan almaktadır. Bu miktarla birlikte Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı harcama 31.5 milyar TL dir ve genel bütçenin % 9.5’ unu oluşturuyor.

Bunun dışında, çeşitli bakanlıkların, MSB’nin ve özel kuruluşların da sağlık harcamaları bulunmaktadır. Bakanın belirttiğine göre Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması, ortalama yılda 550-600 USD’ ye yükseldi ve bu miktar da 75-80 milyar TL’ye karşılık geliyor.

Bu miktarı Türkiye’nin yıllık bütçe geliriyle (330 milyar TL) kıyaslarsak, % 22-24 arasında bir miktara karşılık gelmektedir ki hiç de az bir miktar değildir.

Sağlıkta Ne Kadar Sosyal Olabiliriz?

Kanımızca, Türkiye sağlık harcamalarında son dönemlerde ulaşabileceği en yüksek düzeylere erişmiş bulunuyor.

Özellikle sağlıkta kamu harcamaları, devasa boyutlara ulaşmış durumda ve SGK’yı da büyük sıkıntı içerisine sürükledi.

Terörün de göreceli sınırlı kalması da kamu sağlık harcamalarının artışını kolaylaştırdı.

Son dönemde ise Türkiye, bölgesinde geniş bir hesaplaşmanın ortasında bulunuyor. Bu koşullar, terör ve güvenlik konularını öne çıkaracaktır. Askeri harcamaların, dış ve iç güvenlik harcamalarının artırılmak zorunda olunduğu bir döneme giriliyor.

Böyle durumlarda, kamu sağlık harcamalarında genellikle kısıntı ve gerileme gözlemekteyiz.

Muhtemelen, özellikle de SGK’nın ödemeleri ve kapsamları konusunda böyle bir azalma beklenebilir.

Asgari ve Zorunlu Sağlık Hizmetleri Belirlenmelidir

Hiçbir sosyal güvenlik sistemi ve devlet, tüm sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak karşılayamaz. Buna hiçbir ülkenin gücü yetmez.

Bu nedenle sağlık hizmetleri içinde, “verilmesi mutlaka zorunlu olan”, asgari düzeydeki sağlık hizmetleri belirlenmeli, bu hizmetler tüm vatandaşlar için ücretsiz olmalıdır. Bu hizmetleri de devlet hastaneleri vermelidir.

Bunun dışında, sağlık hizmeti sunan özel kurumlar da kendi maliyetleri doğrultusunda ücretli olarak hizmet verebilirler. Üniversite hastaneleri gibi, özellikli hizmet üreten kamu kurumları da, kısmi ücretli hizmet sunabilmelidir.

Bu temel ilkeler doğrultusunda kapsam ve çerçeveler belirlenmeli, bulanıklık ve kafa karışıklığına son verilmelidir.

Ülkelerin Gereksinimi Sadece Sağlıktan İbaret Değildir.

Tabii ki ülkelerin gereksinimi yalnızca sağlık hizmetlerinden ibaret değildir. Hiçbir ülke, ülke güvenliği, enerji ihtiyaçlarını, üretimi, ulaşım gereklerini, sanayiyi, barınma sorunlarını erteleyerek, yalnızca sağlığa harcama yapamaz. Tüm harcamalar, belirli öncelikler ve dengeler doğrultusunda yapılır. Tersi durumda, daha büyük sorunlar ortaya çıkacağı kuşkusuzdur.

Sonuç

  • Her ülke, sağlık giderlerine ancak kendi bütçesi ve gücü oranında bir miktar ayırabilir.

  • Bu miktar sınırsız olamaz, bu nedenle iyi kullanılmalıdır.

  • Zorunlu ve temel sağlık hizmetleri tüm yurttaşlara ücretsiz sunulmalıdır. Bu nedenle, bu hizmetlerin niteliği ve kapsamı belirlenmelidir.

  • Ücretsiz sağlık hizmeti, devlet hastaneleri tarafından verilmelidir.

  • Diğer sağlık hizmeti sunucuları, kendi fiyatlarını, kendi maliyetlerine göre, kendileri belirleyebilmelidir.

  • Türkiye’nin içine sürüklendiği muhtemel bölgesel savaş koşulları, güvenlik ve askeri harcamaların artmasına ve sağlık bütçesinin göreceli olarak azalmasına neden olabilecek gibi görünüyor. Böyle bir olasılığa karşı da hazır olmak gerekir.

Son Paylaşımlar