Özel Muayenehenelerde SGK Anlaşması Seçeneği


Doç. Dr. Gazi Zorer, 1957 yılında Zonguldak’ta doğdu. 1981 yılında İÜ İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Ortopedi uzmanı oldu. 1996 yılında üniversite doçenti ünvanını aldı. 2000 – 2004 yılları arasında SSK İstanbul H. Başhekimi olarak görev yaptı. 2000- 2006 yılları arasında çeşitli eğitim hastanelerinin ortopedi klinik şefliğini yürüttü. TTB Merkez Delegasyonu ve İTO Onur Kurulu üyeliği yaptı. İTO 2012 seçimlerinde Özgür Hekimler grubu listesinden yönetim kurulu adayı olan Dr. Zorer, halen bu grubun yöneticileri arasında yer alıyor.

Kesin verilere sahip olmamakla birlikte, geçmişte hekimlerin %75 inin muayenehanesi varken, günümüzde bu oran %5 civarındadır. Sağlıkta Dönüşüm Projesi (SDP) uygulamaları sürecinde ortaya çıkan bu durumun nedenlerini sıralarsak;

1. Kamu + özel muayenehane biçimi. İlk başta özel hastanelerin SGK ile anlaşma yapması ve sayılarının artması ile halk muayenehanelere gitmekten vazgeçmiştir ve sağlık hizmetini özel hastanelerden almaya başlamıştır. Daha sonra çıkarılan tam-gün yasası ve uygulamaları ile bu muayenehanelerin tümü yok olmuştur.

2. Özel hastane ya da tıp merkezi + özel muayenehane çalışma tarzı da sürekli baskılarla son gelinen aşamada seçim yapmaya zorlanmakla çok sayıda muayenehane kapatılmıştır.

3. Sadece muayenehanede çalışan hekimlerin önemli bir kısmı da, özel hastanelerden ve aile hekimlerinden hizmet alınması ile eski hastalarını kaybederek muayenehanelerini kapatmak zorunda kalmıştır. Ya da azalan hasta sayısına rağmen direnmektedir.

Bugün muayenehanesinde yeterli hastası olan hekimler çok az sayıdadır. Bunlar genellikle Plastik Cerrahi, Psikiyatri, Çocuk, Kadın-Doğum branşları ile özel ilgi alanlarında spesiyalleşmiş ya da akademisyen, sınırlı sayıdaki meslektaşlarımızdır. Bu hekimlerin SGK ile anlaşma yapmak gibi bir talebi yoktur. Bu kesimin talebi, verdikleri raporların tüm kurumlarca kabul edilmesi, yazdıkları reçetelerin GSS kapsamında SGK tarafından karşılanmasıdır.

Muayenehanelerde yeterli sayıda hastası olmayan hekimler ile, tıp merkezleri, özel laboratuvar ve görüntüleme merkezlerinin SGK ile anlaşma yapma talepleri vardır. Ayrıca kamudan emekli olmak ya da istifa edip bağımsız çalışmak isteyen hekimler böyle bir olanaktan yararlanmak isteyebilir. Özel hastanelerde çalışan meslektaşlarımız ayrılıp bağımsız çalışmak isterlerse onlar da SGK ile anlaşmalı olan muayenehane hekimliği yapmak isteyebilir.

Bu taleplerin ön şartı, fark ücretine SGK’nın karışmamasıdır. Diğer taraftan SGK anlaşması yapmak isteyenler SGK’nın öne sürdüğü standartları kabul etmek durumundalar. Bir sağlık tekeli olarak SGK’nın bu şartlarının yerine getirilmesi ya da sürdürülebilirliği ayrı bir tartışma konusudur.

Esasta, prensip olarak SGK’nın isteyen muayenehaneler ile anlaşma yapmasını istemek hekim özgürlükleri açısından, halkın hekim seçme özgürlüğü ve sağlık hizmetine ulaşma haklarının kısıtlanmaması yönlerinden hekim örgütlenmelerinin talep etmesi, savunması gereken bir istektir. SGK açısından ise muayenehanelerden hizmet almak objektif olarak hastanelerden hizmet almaya göre daha avantajlıdır. Hastanelerde verilen ayaktan tedavi hizmetleri her zaman muayenehanelere göre daha pahalıdır. Ancak SDP’nin gereği ile çelişmektedir. SDP, hekimleri ücretli çalışmaya zorlamakta hekim emeğini ucuzlatmaya çalışmaktadır, hekim bağımsızlığını yok etmeyi hedeflemiştir. Bu süreçte uluslararası ilaç tekelleri, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi satan şirketler, sigorta şirketlerinin kazançları artarken hekimlerin gelirleri sürekli düşmüştür.

Muayenehanelerin her yönden bağımsız olması esas tercih edilmesi gereken durum olmakla birlikte, SGK’nın tekelci pozisyonu, hükümetin sağlıkta ortaya koyduğu popülist politikaların halka sağladığı kolaylıklara, sağlığa para harcamaktan kaçınma kültürü eklendiğinde orta sınıfın dahi muayenehanelere gitmeden işini halletme yönünde ağır basan eğilimleri muayenehane hekimliğine olan talebi azaltmıştır.

Sonuçta, isteyen muayenehane hekimlerinin SGK ile anlaşma yapması talebi, şimdiki duruma göre hareket alanının genişleyeceğini düşünen ve çalışma pozisyonunu bu şekilde değiştirmek isteyen/isteyebilecek hekimlerin talebidir, desteklenmelidir. Bu konuda karar verme durumunda olan hükümetin nasıl davranacağından bağımsız olarak, hekimlerin, halkın da talep edebileceği ve bir kesim için şimdikinden daha rahat sağlık hizmeti alabilme özgürlüğünü genişletebilecek bu tür bir uygulamayı desteklemesi doğaldır. Halkın gözünde, şimdiki popülizmin ötesinde olan bu uygulama talebi destek görecektir. Hekimlerin halk desteğini artırması yönünde bu talebin sahiplenilmesi önemlidir.

Son Paylaşımlar
Arşiv