Sağlıkta 76 Milyarla Yükselen Memnuniyet


Doç. Dr. Paşa Göktaş Develi’de doğdu. 1977 yılında Hacettepe Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldu. Enfeksiyon H. ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimini Ankara Ü, Tıp Fakültesi ve Haydarpaşa Nümune EAH’de aldı. Doçent olduğu 1992 yılında Haydarpaşa Nümune EAH Enfeksiyon H. ve Klinik Mik. Şefliği’ni kazandı, bu görevi 2011 yılına kadar sürdürüp aynı yıl emekli oldu. 180 üzerinde yayını olan Dr. Göktaş bunlar dışında sağlık sistemi ve laboratuvarlarda kalite sistemleri ile ilgili yazılarını sürdürüyor. Dr. Göktaş, Tıp Laboratuvarları Derneği kurucu ve başkanı, Gelişim Tıp Laboratuvarları'nın yöneticisi, evli ve iki çocuk babası. Istanbul Tabip Odası 2012 seçimlerinde, Özgür Hekimler Platformu listesinden TTB delege adayı olan Dr. Göktaş halen platformun yöneticileri arasında yer alıyor.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü (SAGEM) 1999’ da 4.9 milyar TL olan sağlık harcamalarının 2011’de 76 milyar düzeyine yükseldiğini açıkladı.

Ayrıca, 1999’ da harcamaların % 61.1’i kamu, % 38.9’ u özel sektör tarafından karşılanırken, 2011’ de % 75’ inin kamu tarafından karşılandığı belirtiliyor. Yani harcamalarda kamunun payı ciddi oranda artmış durumdadır.

Bu demektir ki, 76 milyar TL’lik harcamanın, yaklaşık 57 milyar TL’ si kamu tarafından harcanmış. Yalnızca SGK’nın sağlık harcamaları da zaten 36-40 milyar TL arasında görünüyor.

Diğer bir deyişle, yıllık 330 milyar TL civarındaki bütçe gelirinizin, 57 milyar TL’ sini kamu kaynaklarından sağlığa harcamış durumdasınız. Buna karşılık da, memnuniyet oranı % 39.5’tan % 75.9’ a çıkmış.

Memnuniyet % 100 Olur mu ?

Yani 57 milyar TL’ lik kamu sağlık harcamasıyla % 75.9 memnuniyet sağlamış durumdasınız.

Memnuniyet % 100 olur mu? Boşuna çaba harcamayın. olmaz. Türkiye’nin toplam yıllık bütçe geliri olan 330 milyarın tümünü sağlığa harcasanız yine olmaz.

Belki % 90 – % 95 olur ama % 100 olmaz. Çünkü her zaman için memnun olmayan bir kesim olacaktır.

Yani böyle bir yarış, nafile ve hayalci bir yarış olacaktır.

Optimal Nedir, Marjinal Nedir?

Maalesef Türkiye, sorunlarını cesaretle, dürüstçe ve katılımcılıkla tartışabilen bir ülke değil. Kim baskın çıkarsa o etkin oluyor. Otoriterlik ve darbecilik eğilimleri her alanda kendisini gösteriyor. Sağlık politikaları konusunda da Türkiye gerçekçi tartışmalar yapamadı.

Bu nedenle de, aşırı harcamaları ve genelde popülizmi temsil eden marjinal politikalar egemen oldu.

Türkiye, sağlık alanında marjinal politikalara sürüklendi. Daha doğrusu harcamalarda marjinalleşti, dengesini kaybetti ve savruldu.

Bu marjinal politikalar, kamu sağlık harcamalarını SAGEM’ in verilerine göre 57 milyar TL’ ye yükseltti.

Optimal, mevcut kısıtlı olanakların bir denge halinde en uyumlu ve verimli kullanılması demektir.

Yıllık 57 milyar TL kamu sağlık harcaması marjinal bir harcamadır.

Örneğin, bu miktar 20-30 milyar TL arasında da gerçekleşebilirdi ve optimal bir harcama olabilirdi. Daha gerçekçi ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi kurulabilirdi.

Türkiye Borçsuz Olabilirdi

Yılda 20-30 milyar TL civarında bir kaynağın 10 yıl boyunca tasarruf edildiğini düşünün.

Türkiye daha borçsuz olurdu. Belki cari açık oluşmazdı. Bütçe açığı olmazdı. SGK bu kadar zor durumda olmazdı ve daha sürdürülebilir bir güce sahip olurdu.

Sağlıkta aşırı ve marjinal kamu harcamalarıyla bu fırsatlar kaçırıldı.

Kantarın Topuzu Fazla Kaçmış

Yine SAGEM verilerine göre, 1999’ da cepten sağlık harcamaları Türkiye’ de % 29.1 iken, 2011’ de % 16.2 düzeyine gerilemiş.

OECD ülkelerinde ise, 1999’da % 19.6 iken, 2011’ de de hemen hemen aynı düzeyde, % 19.2 olarak gerçekleşmiş. Yani şu anda cepten sağlık harcamalarında Türkiye, OECD ülkelerinden de alt düzeye inmiş.

Genelde her kategoride OECD ülkeleri içinde ya en sonuncuyuz, ya da sonlardayız. OECD ülkeleri ortalamalarının da oldukça altında olmaya alışkınız.

Ancak, cepten sağlık harcamalarında OECD ülkelerinin ortalamasından da bir hayli iyi durumdayız. Yani OECD ülkelerinden de zengin olan devletimiz (!) sağolsun vatandaşa hiç para harcatmıyor ve neredeyse tüm sağlık harcamalarını üstlenmiş durumdadır.

SAGEM verileri de, kamu sağlık harcamaları konusunda kantarın topuzunun fazla kaçtığını göstermektedir.

Sağlık Harcamaları Üretim Değil, Tüketimdir

Sağlık harcamalarının artışı bir ülkeyi ilerletmez, tüketimi körükler.

Bu harcamaların çoğu ilaca, teknolojik cihazlara, giderek lüks hale gelen bina inşaatlarına, iyice genişleyen personel harcamalarına gitmektedir.

Yani üretime gitmiyor. Tamamıyla tüketime gidiyor. Cari açığı, SGK açığını ve bütçe açığını artırıyor.

Eğer bir kısmı reel sektöre, üretime, altyapı yatırımlarına yöneltilseydi, Türkiye bugün çok daha güçlü ve ayakları yere sağlam basan bir konumda olurdu.

Ne yapılabilir?

Gerçekçi, dengeli ve optimal harcama politikalarına dönülmelidir. Sağlıkta marjinal hale gelen kamu harcamaları kontrol altına alınmalıdır.

Çünkü sağlıkta marjinalleşen ve iyice savurgan hale gelen kamu harcamaları, Türkiye’ nin daha öncelikli ve gerekli alanlarını ikinci plana ittiği gibi, genelde Türkiye bütçesini, cari açığı ve SGK’nın geleceğini de tehdit eder niteliktedir.

Hiçbir sağlık sistemi, halkın katılımı olmadan sürdürülemez. Harcamalara halkın katılımı şarttır. En azından, ödeme gücü yerinde olan toplum kesimlerinin sağlık harcamalarına katılımı sağlanmalıdır. Bu amaçla, Tamamlayıcı Sigorta yaygınlaştırılmalıdır.

Katkı payları gözden geçirilmelidir.

Tamgün yasası gözden geçirilmeli, esnek çalışma saatlerine dönülerek, personel maliyetleri azaltılmalıdır.

SGK’nın ödeme ve taahhüt sınırı çok geniştir. Kapsamlar, tıbbi olarak zorunlu olan işlemlerle sınırlandırılmalıdır.

İlaç kapsamı, zorunlu ilaçlara indirgenebilir.

Tetkik ve inceleme kapsamları, tıbbi olarak zorunlu işlemlerle sınırlanabilir. Tüm diğer kapsamlar gözden geçirilmelidir.

“Sağlıkta her şey, herkese ücretsiz olmalıdır” fantezisinden, vazgeçilmeli, “temel ve tıbbi olarak zorunlu asgari işlemler ücretsiz olmalı, diğer işlemler için ödeme gücü olan kesimlerden bedeli alınmalıdır” anlayışına ve gerçekçi uygulamalara geçilmelidir. Zaten sıkışan ekonomik koşullar, Türkiye’ yi zorunlu olarak bu yöne doğru sürüklemektedir.

Yorumlar

1. dr.ismail çeçen

10 Ekim 2012, 06:52

SAYIN MESLEKTAŞIM PAŞA BEYİN,

aşağıdaki değerlendirmelerini

suya sabuna dokunmadan,ortacı bir yol tutturarak

sanki tarafsız ve objektif bir yorum yapıyor gibi algılamak

sanırım dürüstçe olmaz,

kendilerine elindeki bu verileri daha dürüstçe

emekli de olduğuna göre daha sağlıklı değerlendirmesini tavsiye ederim,

bu verileri yazdıktan sonra

bu verilerin sağlıklı olup olmamasını sorgulaması öncelikle gerekirdi.

örneğin tuik in enflasyon rakamlarına hangimiz itibar ediyoruz,

bu kadar harcanan paranın sonucunda hasta memmuniyetinden bahsederken,

neden sağlık göstergeleri açısından,avrupa ülkeleri içinde sondan 3. olduğumuzu

da sorması gerekmez miydi,

kişi başı harcama 300 eurodan 1100 euro ya çıkmasını

ama sağlıkta sonuncuya uğradığımızı açıklaması gerekmez miydi,

ayrıca sayın meslektaşım

hasta memmuniyet anketinde neler sorulduğunu da buraya koymalıydı,

ben bilmiyorum bu ankette neler sorulduğunu

örnegin siz derya bey biliyor musunuz,

diğer yanıltıcı rakam ise

”’Yine SAGEM verilerine göre, 1999’ da cepten sağlık harcamaları Türkiye’ de % 29.1 iken, 2011’ de % 16.2 düzeyine gerilemiş.

OECD ülkelerinde ise, 1999’ da % 19.6 iken, 2011’ de de hemen hemen aynı düzeyde, % 19.2 olarak gerçekleşmiş. Yani şu anda cepten sağlık harcamalarında Türkiye, OECD ülkelerinden de alt düzeye inmiş." cümlesidir,bu rakamsal ve istatiksel bir yanıltmadır.

oran olarak düşmüş ancak tam 10 kat artmıştır,

4.9 un %29 u 1.4 katrilyon yapar

76 nın % 16.2 si ise 11 katrilyon civarıdır,

1.4katrilyondan 10 katrilyona çıkmıştır,

bundan bahsetmesi gerekmez miydi.

ayrıca kamunun artan sağlık harcamalarında aslan payını aldığını empoze etmektedir,

oysa özel sektöre aktarılan miktar yüzde olarak değilde miktar olarak

hesaplanırsa aslan payını özelin aldığını gösterir.

ayrıca sayın yazar bu veriler yanında tabipler birliğimizin

ve uluslar arası bağımsız kuruluşların da verilerini buraya koyup

kıyaslama ve sorgulama yapması gerekmez miydi.

ayrıca kendiside bizim gibi sağlığın içinden bir baksın

gerçekten işler bu oranda iyiye mi gitti,

bu bakış açısı da eksik.

bu açıdan tarafsız ve bilimsel bir makale olarak değerlendiremem,

saygılar,

dr.ismail çeçen

Sarıyer masm

2. Derya

10 Ekim 2012, 15:41

İsmail Bey Merhabalar,

Yazınızı Dr. Paşa Beye ilettim.

Saygılarımla,

Derya

Son Paylaşımlar
Arşiv