Eşinden Dayak Yiyen Kadınlar Ne İster?


Prof. Dr. Osman Celbiş, 1993 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp fakültesinden mezun oldu. 2001 yılında Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp AD’de Yardımcı Doçent oldu. Ertesi yıl Anabilim Dalı Başkanlığını üstlendi. 2006 yılında aynı kurumda doçent, 2012 yılında profesör oldu. Prof Celbiş halen İnönü Ünivesitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD Başkanlığı görevine devam ediyor.

khaber.com.tr’den alındı

Eşinden dayak yiyen kadın haberlerine neredeyse alıştık. İlgililerin buna karşılık mücadelelerine ilişkin haberleri de görüyor, okuyoruz. Şiddete müdahale için oluşturulmuş özel timlerden bahsediliyor. Bu timlerin sayısı yetmiyormuş. Bu şekilde devam ederse yetmez de.

Bilimsel olan önce sorunu tam olarak tanımlamak, sebeplerini ortaya koymak, etkileyen faktörleri belirlemek ve çözmektir. Bence çözüm için önce sorunu belirleyelim. Esas sorun nedir? Kadınların eşlerinden dayak yemeleri! Erkek karısını neden döver? Üstünlüğünden mi, yetersizliğinden mi? Elbette yetersizliğinden; ekonomik yetersizlikten, sorunlarını çözme becerisindeki yetersizlikten, eğitim yetersizliğinden… Liste böylece uzayıp gider. Aslında erkek, benzer problemlerin çözümünü toplumdan, büyüklerinden nasıl gördüyse kendisi de aynı uyguluyor. Şiddet uygulamayı anadili gibi öğreniyor, gördüklerini duyduklarını tekrarlayarak.

Çözülmek istenen sorun kadının eşinden dayak yemesine son vermek. Peki dayak atan kocayı polise şikayet çözüm oluyor mu? Elbette suç işleyen cezasını çekmeli ama koca hapse gidince ya da yargılanmaya başlayınca kadının istediği oluyor mu? Bence tam olmuyor. KADIN, EŞİNİN HAPSE ATILMASINI DEĞİL DAYAĞIN SON BULMASINI, EŞİNİN KENDİSİNE İNSANCA DAVRANMASINI İSTİYOR. Odaklanılması gereken nokta tam bu bence.

Ben işim gereği, eşinden dayak yiyen çok sayıda kadın gördüm. Muayenelerini yaptım. Adli süreçlerin bir yerinde bu kadınlar tekrar geldiler muayeneye: "Biz eşimle barıştık, davamdan vazgeçtim, özür diledi eşim." Biraz utanarak “Yeniden rapor almalıymışım, 'temizlik yaparken evde düştüm' diye, eşim dövdüğünden olmadı bu yaralar…” derler, aslında utanmaları gereken kendileri olmadığı halde. Hem dayak yemiştir hem de sorunun tatlıya bağlanması için yalan söylemek zorunda kalmıştır, ne yazık ki. Bazen erkek olduğumdan utandım. Tecrübelerime dayanarak geliştirdiğim kişisel görüşüm, dayak yiyen kadınların isteği dayak yemekten kurtulmak, eşlerinin hapse atılması değil. Çok zaman bir daha olmaz diye polise başvurmuyorlar. Başvurunca da bazen polis, bazen savcı, bazen aile büyükleri araya giriyor, barıştırılıyorlar. Kadın açısından öyle zor bir durum ki, hem dayak istemiyor, hem de geçinmek istiyor eşiyle. Ama belirleyici olan da kendisi değil.

Polis işini yine yapacak ama bizler erkeklerimize, erkek çocuklarımıza yorulmadan, bıkmadan anlatacağız ki sorun çözülsün. Bir erkeğin karısını dövdüğü saptandığı zaman erkek, bir aile uzmanının (henüz bu uzmanlar yok) karşısına getirilip neden dövdüğü sorulsa ve yanlışları tek tek anlatılsa… Tıpkı basketbol, futbol hocalarının oyuncularına yanlışlarını anlattığı gibi.

1. Dr.füsun tünay

23 Ekim 2012, 09:06

bir doktorsunuz, hocasınız ama kadın değilsiniz. bu yüzden konuya ” erkek” gibi bakıyorsunuz… kendinizce sorunun kökenlerine indiğinizi sanırken, bir kadının aslında neye ihtiyacı olduğunu hiç anlamamışsınız .

dayak yiyen kadının tek isteği, dayağın bitmesi ve eşiyle geçinmeye devam etmektir gibi ; kadının gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelen bir yorum yapıyorsunuz. peki, kadının gerçek isteği bu mudur acaba?

dayak yiyen kadın , aslında dayak atan kocadan kurtulmak istemektedir. düzenli ve sürekli olarak var olan dayak, kadını ezer, sinikleştirir, özgüven kırılması yaratır.ek olarak, ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarda, dayaktan kaçması halinde çaresiz kalacağı , hayatını idame ettiremeyeceği kanısını yerleştirir. hele bir de bakıma muhtaç olan çocukları varsa.

hiç bir kadın , dayak eyleminin, sevgi ve saygı ile bir bağlantısı olmadığını yadsımaz. bu muameleyi, doğal ve kabul edilebilir, hayatın bir parçası gibi görmez. bunu yapan erkeği sevmeye devam etmez.her kadın, her insan gibi, saygı duyulmak ve sevgi görmek ister.

eğer devlet ve sosyal yardım olanakları, bir kadına, dayaktan kaçmak için aile birliğini bırakarak, kendi başına yaşaması için tüm olanakları sağlasa, gereken maddi ve manevi desteği ( düzenli gelir, iş olanakları, barınma olanakları) en erkenden ve tam olarak verse, yani ” gerçek bir sosyal devlet ” olsa; o zaman kadınlar,dayakçı kocaları ile , sizin tabirinizle “geçinmek” isteğinde olmayacaklardı. kendisine karşı az da olsa sevgisi ve saygısı kalmış hiçbir kadın, kendisini döven erkekle geçinmek isteğinde olmaz… ancak onu ” geçinmeye” zorlayan koşullar yüzünden ,bunu kabullenmek zorunda kalır. bu koşullar da ekonomik, toplumsal ( mahalle baskısı) ve psikolojik olabilir. ülkemiz bir erkek devletidir. kanunların ne dediği ile değil, erkeklerin ne düşündüğü ile , kadınların kaderleri belirlenmektedir.

bu ülkede , erkeklerin “kafaları” değişmeden, hiç bir kanun, kadınları özgürleştiremez. ki bunun için de şimdi başlamak ve 2 nesil beklemek gerek ( birisini eğitmek istiyorsanız, onun anneannesinden başlamak zorundasınız)

2. Derya

23 Ekim 2012, 10:15

Doktor hanım yorumunuz için çok teşekkür ederim,

Prof. Osman Celbiş’e ilettim.

Selamlar,

Derya

Son Paylaşımlar
Arşiv

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus