Klinik Şeflerinin Atanma Usulüne İlişkin Danıştay Yaklaşımı


Avukat ve hekim Erkin Göçmen, Adana Erkek Lisesinden mezun oldu. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında tamamladıktan sonra, Sağlık Bakanlığı’na bağlı çeşitli sağlık kuruluşlarında hekimlik yaptı. Bu arada Türkiye ve Ortadoğu Kamu Yönetimi (Amme İdaresi) Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimi aldı. 2000 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde başladığı hukuk eğitimini 2004 yılında bitirdi. Aynı yıl Sağlık Bakanlığındaki görevinden ayrıldı. 2006 yılından bu yana Ankara Barosunda serbest avukatlık yapıyor ve aynı zamanda Ahmet Yesevi Üniversitesinde sağlık hukuku dersleri veriyor.

663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, Kararnamenin Resmi Gazetede yayımlandığı tarih itibari ile görevde bulunan klinik şefi ve şef yardımcılarının görevlerinin sona ermesi öngörülmüş ve bu kişilerin, aynı tarihte kazanılmış hak aylık dereceleriyle eğitim görevlisi kadrolarına atanmaları öngörülmüştü. Yine aynı Kararnamede eğitim görevlisi kadrolarına atanma koşulları da gösterilmişti.

Buna göre: Profesör veya doçentlerin Sağlık Bakanlığı hastanelerine eğitim görevlisi olarak atanmaları, bilimsel çalışmaları ve eğitici nitelikleri değerlendirilerek yapılacak. Bu amaçla adayların bilimsel çalışmalarını ve eğitici niteliklerini değerlendirmek üzere ilgili uzmanlık alanlarında üç profesör tespit edilecek. Bunlar, adaylar hakkındaki görüşlerini, öncelik sıralaması yaparak ayrı ayrı bakanlığa bildirecek ve bu görüşlere göre de görevlendirme yapılacak.

Düzenlemenin metninden atamanın adayların bilimsel çalışmaları (ve eğitimcilik nitelikleri) esas alınarak yapılacağı net olarak anlaşılıyor. Bu durumda aynı kadroya birden fazla aday müracaat ederse, bilimsel çalışma dosyası üstün olanın atanması gerekiyor. Aynı düzenlemenin 663 sayılı Kararnameden önceki versiyonunda da atama usulü böyleydi.

Ancak Danıştay, bu kuralı Kanunun ifadesindeki açıklığa rağmen farklı yorumladı. Temyiz Mahkemesi bu konuda, Sağlık Bakanlığı heyetinin sıralamasının esas olduğuna, bilimsel dosyalar arasındaki farkın önemli olmadığına hükmederek, bilimsel dosyası daha üstün olan çok sayıda doçent ve profesörün atanma talebini reddetti. Hatta bir Danıştay kararında şu ifadelere yer verildi: “Kanun hükmüne göre, jüri üyelerince adayların bilimsel çalışmaları ve eğitimci nitelikleri değerlendirilirken ayrıntılı açıklama yapma ve sıralamadaki tercihlerinin nedenlerini gerekçelendirme zorunluluğu bulunmadığından…davacının bu kadroya atanma talebinin reddine ilişkin işlemde nesnel değerlendirme ölçütlerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.”

Diğer bir anlatımla Danıştay, Sağlık Bakanlığı jürisinin açıklama yapma ve sıralamadaki tercihlerinin nedenlerini gerekçelendirme zorunluluğu olmaksızın istediği kişinin şef olarak atanması yönünde görüş bildirebileceğine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesinin 2011/94 sayılı Kararında bu husus ele alındı. Anayasa Mahkemesi bu kararında doçent ve profesörlerin sınavsız olarak klinik şefi atanmasını ilkesel olarak Anayasaya aykırı bulmadı ancak gerekçesinde çok önemli bir belirlemede bulundu: “açık bulunan bir klinik şefliği ya da klinik şef yardımcılığına atanabilmek için birden çok profesör ya da doçentin başvurması halinde, bu göreve atanmak üzere, adaylar arasında mesleki bilgi, beceri, eğitim öğretim yeteneği bakımından en başarılı olanın belirlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu aynı zamanda kamu yararının da bir gereğidir.”

Özetle Anayasa Mahkemesi bir klinik şefliği (eğitim görevlisi) kadrosu için birden fazla müracaat olursa, bunlar arasında mesleki bilgi, beceri, eğitim öğretim yeteneği bakımından en başarılı olanın belirlenmesini zorunlu saydı.

Anayasa Mahkemesi kararlarının sadece hüküm fıkraları değil gerekçeleri de bağlayıcıdır. Bu sebeple Anayasa Mahkemesinin birden çok profesör ya da doçentin başvurması halinde, adaylar arasında mesleki bilgi, beceri, eğitim öğretim yeteneği bakımından en başarılı olanın belirlenmesi zorunluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçesi idari ve yargısal merciler bakımından bağlayıcıdır.

Bu sebeple Danıştayın, (YÖK atamalarında uyguladığı gibi) Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi ışığında, Sağlık Bakanlığı heyetince atanması uygun görülmeyen, fakat mesleki bilgi, beceri, eğitim öğretim yeteneği bakımından daha başarılı olan adayın atanması yönünde hüküm kurması gerekmektedir.

Son Paylaşımlar
Arşiv