Cinsel Saldırıya Uğrayan Kadınlar

12.11.2012

 

Prof. Dr. Osman Celbiş 1993 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp fakültesinden mezun oldu. 2001 yılında Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp AD’de Yardımcı Doçent oldu. Ertesi yıl Anabilim Dalı Başkanlığını üstlendi. 2006 yılında aynı kurumda doçent, 2012 yılında profesör oldu. Prof Celbiş halen İnönü Ünivesitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD Başkanlığı görevine devam ediyor.

Namuslu olmak yalnızca kadının görevi midir?

 

Duyunca hepimizin kanı donmuştu, “Tecavüzcüsünü av tüfeğiyle vurduktan sonra başını kesti, çuval içinde getirdiği başı köy meydanına attı.” haberini duyunca. Hepimiz merak ettik işin aslını. Kimileri “önceden ilişkileri varmış zaten” diyerek imalarda bulundu. Kimileri de “adam neler yaptı ki kadın öldürdü” diyerek desteklerini bildirdi. Hatta olayın olduğu Isparta Yalvaç Belediye Başkanı “Böyle bir olayın olmasını gönül istemezdi. Ancak tüm topluma iyi bir ders verdiğini düşünerek olayın faili Nevin Y.’yi gönülden destekliyorum. Cezaevinde ve sonrasında kendisine destek olacağız” şeklinde açıklama yaparak desteğini açıkça ifade etti. Birkaç gün önce de fail Nevin bir gazeteye röportaj verdi ve kendisini savundu. Olayı hukuk çözecek. Haklıyı haksızı tespit edecek… Bu olayda kim haklı ben bilmiyorum ama bu konuda yazma ihtiyacı hissettim.

 

Kadınlar için en içinden çıkılmaz durumların başında cinsel saldırıya uğramaları geliyor. Tüm dünyada cinsel saldırıya uğrayan kadınların neredeyse üçte biri yasal mercilere başvurmuyor. Başlıca nedenleri; kendine inanılmayacak olmasından korkmaları, mahkeme sürecinde yaşayacaklarından (kendisinin de suçlanacak olmaları olasılığı) korkmaları, olay duyulunca toplumun kendisine karşı davranışlarından korkmaları

 

Cinsel saldırıya uğrayan bir kadın şikâyetçi olunca önce ayrıntılı bir sorgulama, ayrıntılı bir muayene ve en zorlusu da uzun bir mahkeme süreci ile karşı karşıya kalacaktır. Çevresince de “neden onun başına geldi, öyle giyinmese olmazdı, o saatte orda ne işi vardı, neden yalnızdı…” gibi birçok soru ile yüzleşmek zorunda kalacaktır. Belki de mahkemede olayın "aslında kendi isteğiyle olduğu ancak sonradan menfaat sağlamak için vb nedenle şikâyetçi olduğu" iddialarıyla karşılaşacak, olayın tecavüz olduğuna mahkemeyi inandırmak zorunda kalacaktır. Daha da zoru eşi, ailesi ve içinde yaşadığı çevre ne gözle bakacak? Sosyal baskıyla ya da eşinin tepkisiyle evliliği devam edebilecek mi? Şikâyetçi olan kadın tüm bunları göze almak zorundadır.

 

Bir hukukçu arkadaşım anlatmıştı: Bir kadın, kendini tüpçü olarak tanıtan birisi tarafından tecavüze uğradığı iddiasıyla şikâyetçi olmuş. Tecavüzcü yakalanmış, suçunu itiraf etmiş. İtirafında, aynı sokaktaki evlerde oturan başka kadınlara da tecavüz ettiğini ayrıntılarıyla ifade etmiş. İtiraftaki ayrıntıların doğru olmasına karşın kadınlar olayı reddetmişler

 

Toplumumuzdaki bazı ön yargılar mağdur kadınları tekrar mağdur edecek niteliktedir. Kadın öyle giyinmişse… Erkeklerle içki içiyorsa… Yalnız başına sokağa çıkmışsa… Bazı atasözlerimiz vardır ki neredeyse hep kadını suçlar: Dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek yaklaşmaz.

 

Toplumun ve ailenin desteği bu mağdurlar için çok önemlidir. Kendisini hamile bırakan tecavüzcüsünün kafasını kesen Nevin Y., “Kocamın inanması benim için çok önemli. O arkamda olmasa yaşayamam.” demiş. Unutmayalım cinsel saldırı tüm toplumlarda ve tüm zamanlarda görülen bence topluma yönelik bir saldırıdır. Bu gün Taliban Afganistan’ından Suudi Arabistan’a, Avrupa’ya Amerika’ya kadar tüm dünyada maalesef yaşanıyor. Cinsel saldırı mağdurlarını bir kere daha mağdur etmekten kaçınmak hepimizin görevi.

 

Bence şu soruların cevapları çok önemli: Namuslu olmak yalnızca kadının görevi midir? Yoksa ahlaklı olmak erkeğin de görevi midir? Kadın kötü de olsa bu erkeğe kötü bir şeyler yapma hakkı verir mi?

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus