Hacettepe Nakilleri Hakkında Hukuki Değerlendirme 2


Avukat ve hekim Erkin Göçmen Adana Erkek Lisesinden mezun oldu. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında tamamladıktan sonra, Sağlık Bakanlığı’na bağlı çeşitli sağlık kuruluşlarında hekimlik yaptı. Bu arada Türkiye ve Ortadoğu Kamu Yönetimi (Amme İdaresi) Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimi aldı. 2000 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde başladığı hukuk eğitimini 2004 yılında bitirdi. Aynı yıl Sağlık Bakanlığındaki görevinden ayrıldı. 2006 yılından bu yana Ankara Barosunda serbest avukatlık yapıyor ve aynı zamanda Ahmet Yesevi Üniversitesinde sağlık hukuku dersleri veriyor.

Hasta bilime hizmet olsun diye mahremiyet hakkından feragate zorlanamaz!

Kompozit doku nakillerinde tartışma başlıklarından birisi de hasta mahremiyeti konusu oldu. Bu ikinci yazıda, mahremiyete saygı hakkının Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesi’nde düzenleniş şekli ve diğer düzenlemeler karşısındaki geçerliliği ile alacağız.

Diğer uygulamalarda olduğu gibi Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesine göre de hastanın uygulanacak operasyona muvafakati olmazsa olmaz koşuldur. Bu zorunluluk sebebiyle hastadan operasyondan önce bir muvafakat belgesi (onam) alınmaktadır. Yönergede bu belgeye Yaşam Kalitesini Artırıcı (…) Nakli Onam Bilgi Belgesi adı verilmiştir. Bu muvafakat belgesinin şekli ve içeriği yine Yönergenin ekinde gösterilmiştir.

Ancak bu muvafakat belgesi aşağıda açıklanacak sebeplerle kimi yönleriyle sorunlu dahası kanuna aykırıdır. Bahse konu belgenin Mahremiyet başlığı altında şu ibareler yer almaktadır:

“Bu ameliyatın uygulanması ve sonrasındaki ilaç tedavisi ile ilgili tartışmalar ile etik ve ahlaki yönlerinin farkındayım. Tüm bu etkilere bağlı olarak yapılan diğer nakil ameliyatlarından farklı olmasına bağlı toplumun tüm dikkatinin üzerimde olacağının da farkındayım. Bu ameliyatı yapan ve beni takip eden ekip ne zaman uygun görürlerse beni inceleyebilir ve bilimsel olarak bu bilgileri halkı doğru aydınlatmak için kullanabilir ve bu bilimsel çalışmaya hizmet etmeye söz veriyorum. Daha da fazla olarak benimle ilgili klinik ve cerrahi deneyimler ve görüntüler bilimsel amaçlar için kullanılabilmesine kendi isteğimle rıza gösteriyorum.”

Öncelikle yönergede, hastanın hem uygulanacak cerrahi işleme muvafakatinin hem de mahremiyet hakkından kısmen feragat etmesi anlamına gelecek irade beyanının, tek belgede düzenlenmesi kişilik değerlerinin korunmasına ilişkin yasal düzenlemelere aykırıdır. Bir diğer ifade ile hasta, cerrahi uygulamayla beraber aynı imza ile mahremiyet ihlaline de izin vermeye zorlanamaz. Böyle bir muvafakat hukuken geçersizdir. Yapılması gereken, hastanın mahremiyet konusunda beyanının ayrıca alınmasıdır.

Şüphesiz bu tür ameliyatların nitelik itibari ile mahremiyetin korunmasında kimi güçlükler doğuracağı açık olmakla beraber, bu güçlük mahremiyetin korunmasına yönelik yükümlülüklerin de kalkacağı şeklinde yorumlanamaz. Bu sebeple hastanın sırf ameliyat olmak için verdiği izin belgesindeki rızaya dayanarak, mahremiyet konusunda her türlü kısıtlayıcı kuralın bertaraf olacağı sonucu da çıkarılamaz.

Diğer yandan Muvafakat Belgesinde, hasta, kendisiyle ilgili sadece bilimsel bilgilerin halkı aydınlatmak için kullanabileceğine muvafakat etmektedir. Yoksa kendisiyle ilgili kişisel bilgilerin, özel hayatına ait konuların ve giz alanının söz gelimi fotoğraflarının, video görüntülerinin ve özel beyanlarının kitle iletişim araçlarına servis edilmesine izin vermemektedir.

Yine Muvafakat Belgesinin Mahremiyet başlığı altındaki paragrafında “bilimsel çalışmaya hizmet etmeye söz veriyorum” şeklinde bir ibare de yer almaktadır. Hastanın bilimsel çalışmaya hizmet etmek amacıyla mahremiyet hakkının ihlaline izin vermeye zorlanması da kişilik haklarının koruyan düzenlemelere aykırıdır. Kaldı ki imzacısı olduğumuz Biyotıp Sözleşmesine göre (Anayasanın 90 ncı maddesine göre iç hukukumuzda kanunlardan önce uygulanması gereken bir sözleşmedir), sağlık hizmetlerinde her zaman insanın önceliği ilkesi kabul edilmiştir. Sözleşmede kişinin menfaatinin, toplumun ve bilimin menfaatinin önünde olduğu vurgulanmaktadır. Hastanın bilime hizmet olsun diye mahremiyet hakkından feragate zorlanmasını hukuken kabul edilemez.

Sonuç olarak ‘Kompozit Doku Nakilleri Yönergesi’nde hastanın cerrahi müdahaleye muvafakati alınırken hastaya imzalatılan belgede, mahremiyet hususunun da yer alması isabetli olmamıştır.

Hasta, kendi rızası ile ve kabul edilebilir ölçülerde mahremiyet hususunda genel düzenlemelerden ayrılan bir rıza beyanında bulunabilir. Ancak bu, tamamen kendi isteği ile olmalı, cerrahi müdahaleye rıza ile aynı metinde yer almamalıdır. Ayrıca, hastanın kişilik değerlerini aşırı ölçüde sınırlayan rıza beyanında bulunması da geçersizdir.

Son Paylaşımlar
Arşiv