Kontrast Madde Nefropatisi

25.08.2013

Bu yazı Prof. Dr. Tevfik Özlü’nün izniyle Solunum Sözlük sitesinden alındı.

Kontrast madde nefropatisi (KMN) veya radyokontrast nefropati, kontrast madde (KM) kullanılmasından sonra, diğer nedenlerin yokluğunda yeni gelişen ya da artış gösteren böbrek işlev bozukluğu olarak tanımlanır. Bazal serum kreatinin değerinde 0.5 mg/dl’nin üzerinde mutlak artış ya da %25′ten fazla artış radyokontrast nefropati için anlamlı kabul edilir.

 

Serum kreatinin değerleri, radyokontrast madde kullanımından 12-24 saat sonra yükselir, genellikle hafif, geçici ve nonoligürik özellikte olup, 3-5. günde zirve değerlere ulaşır, 1-3 hafta içinde bazale ya da ona yakın değerlere geri döner.

 

Serum kreatinini 5 mg/dl’yi geçen olgularda hemodiyaliz gerekebilir.

 

Kalıcı böbrek yetmezliği durumu genellikle seyrek olup, altta yatan ileri böbrek yetmezliği olan diyabetik hastalarda daha sık görülür.

 

KMN’nin insidansı tam olarak bilinmemekle birlikte, böbrek yetmezliği veya diabetes mellitus (DM) gibi risk faktörleri olmayan hastalardaki ortalama insidans %1-2 civarında bulunmuştur.

 

Kontrast madde nefropatisi açısından birden fazla risk faktörü taşıyan hastalarda bilhassa kronik diabetik azotemik hastalarda %50 oranında (%15 diyaliz gerektirecek oranda) KMN gelişeceği göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Radyokontrast madde içeren bilgisayarlı tomografi çekimlerinde tüm dünyada belirgin bir artış olduğu halde, son 10 yılda KMN sıklığında gerileme olmuştur.

 

KMN riski kronik böbrek yetmezlikli (egfr<60ml/dk/1.73m2) hastalarda (özellikle diabetes mellitus varlığında) yüksektir.

 

Serum kreatinin ve glomerüler filtrasyon hızının bilinmediği durumlarda yüksek riskli hastaları belirlemek amacıyla şu riskli durumlardan birinin varlığı sorgulanmalıdır:

 

  • böbrek hastalığı öyküsü,

  • geçirilmiş böbrek cerrahisi,

  • tek böbrekli olma,

  • proteinüri,

  • diyabetes mellitus,

  • hipertansiyon,

  • gut,

  • dehidratasyon,

  • konjestif kalp yetmezliği,

  • düşük hematokrit,

  • hipotansiyon,

  • multipl miyeloma,

  • perkütan koroner girişimler,

  • karaciğer hastalığı,

  • vaskülit,

  • 70 yaş üstü ve

  • eş zamanlı olarak nefrotoksik ilaçların özellikle nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, aminoglikozidler, loop diüretikleri, mannitol, metformin, sisplatin, amfoterisin B kullanılması.

 

KMN gelişmesi, kullanılan KM’nin cinsi ve miktarıyla da ilişkilidir. İyotlu radyokontrast maddeler iyonik ya da noniyonik olabilir. Birinci kuşak radyokontrast ajanlar, iyonik ve yüksek osmolal (yaklaşık 1400-1800 mosmol/kg) bileşiklerdir.

 

İoheksol gibi ikinci kuşak ajanlar, non-iyoniktir ve birinci kuşak ajanlara göre daha düşük osmolal ajanlar olsalar da, yine de 500-850 mosmol/kg gibi, plazmaya göre yüksek bir osmolaliteleri vardır. Bunlara düşük osmolal ajanlar denir.

 

Son yıllarda kullanılmaya başlanan noniyonik kontrast maddeler ise iso-osmolaldir. Bunların osmolalitesi 290 mosmol/kg civarında olup, iodiksanol ilk örneklerinden biridir. Bu üç grubun nefrotoksik özellikleri farklı olup, son yıllarda kullanıma giren düşük ve iso-osmolal kontrast ajanlar daha az nefrotoksik hasarla ilgili olduğundan, yüksek riskli hastalarda tercih nedenidir.

 

Yine kullanılan KM miktarı ile KMN riski bağlantılıdır. Çok yüksek riskli hastalarda düşük miktarda km ile (30ml) dahi diyaliz gerektirecek KMN gelişebilirse de, yüksek kontrast volümü (>100ml) her zaman için daha yüksek risk demektir.

 

Uygulamanın şekli de riski etkiler. İntraarteriyel KM uygulaması, İV uygulamaya göre daha yüksek KMN riski taşır.

 

Kontrast nefropati geliştikten sonra spesifik bir tedavisi yoktur. Bu nedenle asıl olan özellikle riskli olgularda işlemin mümkünse yapılmaması veya gereken tedbirlerin alınmasıdır.

 

Nefrotoksik ilaç kullanmakta olan hastalarda işlemden yeterince zaman önce bu ilaçların kesilmesi uygun olur. Diyabetik hastalarda serum kreatinini normal olsa bile, işlemden 48 saat önce metformin tedavisinin kesilmesi, işlem sonrası 48. saatte kreatinin düzeylerinin normal olduğunu gördükten sonra tekrar başlanması, metabolik asidoz gelişimi ve önlenmesi açısından önerilir.

 

Tedbir olarak en çok işe yarayan İV hidrasyon uygulamasıdır. İşlemden 3-12 saat öncesinden başlayıp işlem sonrasında 6-24 saat süreyle İV sıvı uygulaması (1-1.5 ml/kg/h sf) riskli hastalarda KMN’yi azaltmaktadır.

 

İzotonik salin, hipotonik hidrasyona; izotonik-sodyum bikarbonatlı hidrasyon ise izotonik salin ile hidrasyona daha üstündür. Bu amaçla, 150 meq sodyum bikarbonatın, 850 ml steril sıvı ile karıştırılmasıyla elde edilecek olan karışım, işlemden bir saat önce 3 ml/kg izotonik sodyum bikarbonat olarak bolus yapılır. Ardından, işlem sonrası altı saat kadar 1 ml/kg/saat olacak şekilde devam edilir. Oral sıvı alımının yararı net değildir.

 

Hidrasyon dışında KMN’ni azaltacak geçerliliği kanıtlanmış etkili bir medikal tedavi veya mekanik yöntem yoktur. Profilaktik hemodiyaliz veya hemofiltrasyon henüz etkili yöntemler olarak onaylanmış değildir.

 

Çalışmalarda sonuçlar çok çelişkili olsa da, düşük yan etki olasılığı, düşük maliyet ve olası koruma potansiyeli nedeniyle asetilsisteine genel olarak işlemden bir gün önce 600 mg, 2 kez/gün oral başlanması ve işlem günü devam edilmesi önerilir.

 

Çok yüksek riskli hastalarda 1200 mg x 2/gün dozda daha faydalı bulunmuştur.

 

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus