Çatışma Bölgelerinde Kadın ve Kızlara Karşı Şiddetin Önlenmesi

The Lancet’ten yorum

Çatışma Ortamında Cinsel Şiddete Son Vermek İçin Global Zirve‘nin Londra’ta toplandığı 10-14 Haziran günleri, uluslararası toplumun çatışmalarda cinsel şiddet ve cinsiyete dayalı şiddetin diğer formlarının dehşetini ele alması için hayırlı bir zaman.

Çatışmada cinsel şiddet, 1971 Bengaldeş Kurtuluş Savaşında hedefli kitlesel tecavüz ve öldürmeler,1990’larda Balkanlarda ve Ruanda soykırımı esnasında kadınlara sistematik tecavüzler ve halen Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Suriye’de süren cinsel suistimal olayları dahil tüm modern tarih boyunca olageldi. (1-3)

Yakın zamanlara kadar çatışmalarda cinsel şiddet hakkındaki bilgilerin çoğunluğunda, kadınlara savaşçılar tarafından yapılan tecavüzler; hükümet, insani kurumlar veya insan hakları organizasyonlarından ya da sağlık kuruluşlarından sağlanan bilgiler kullanılarak değerlendirildi. Bu dökümantasyon enformatif olmakla beraber muhtemelen en dramatik vak’alar dahil edildi (4) ve, şiddetin çoklu tipleri veya çatışmalar, göçler ve savaş sonrası yeniden yapılanma sıralarında yaşanan birbiri ile ilişkili tipleri gözden kaçmış olabilir.

Oldukça öne çıkan, ancak insani yardım kuruluşları arasında uzun zamandır bilinen bir olgu da şudur ki, çatışma ile ilişkili tecavüzlerin yanı sıra, yakın ilişki şiddeti de yüksek sıklıkta ve muhtemelen barış anlaşmaları imzalandıktan sonra da uzun süre devam edecek. Örneğin bizim, Fildişi Sahilinin 12 kırsal bölgesinde kadınlara karşı şiddet araştırmamızda, sorgulanan kadınların %33’ü 15 yaşından bu güne bir cinsel şiddet deneyimi yaşadıklarını bildirdi. (5)

Faili tanımlamaları istendiğinde %29’u koca veya eş dışı yakın ilişki, %10’u yakın ilişki dışı kimse ve sadece %0.3’ü silahlı bir savaşçı bildirdi. En önemlisi, kadınların %50’si çatışmaların hem öncesinde hem de esnasında ve sonrasında yakın ilişkilerinden fiziksel veya cinsel şiddet gördüklerini bildirdiler. (5) Kongo Demokratik Cumhuriyetinden sağlanan nüfusa dayalı bilgiler benzer bir eğilim gösterdi. Kadınların %35’i çatışmaların hem öncesinde hem de esnasında ve sonrasında yakın ilişkilerinden cinsel şiddet, %16’sı eş dışı cinsel şiddet gördüğünü bildirdi ve aktif çatışma bölgelerinde yaşayan kadınlar, aile içinden olsun dışından olsun daha yüksek oranda cinsel şiddet bildirdiler. (6,7) 14 ülkede görülen karmaşık olağanüstü insani durumlar esnasında mülteci ve iç göçmen kadınların yaşadığı cinsel şiddet hakkında yakınlarda yapılan bir sistematik derlemede, kadınların %21’inin cinsel şiddet yaşadığı (yakın ilişki ya da başka) bildirildi. (8) Kadına karşı şiddetin bu modelleri, çatışma ortamlarında cinsel ve fiziksel şiddet ortamına net bir cevap verecek girişimlere ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.

Dahası, gittikçe daha iyi anlaşılıyor ki, çatışmada sivil erkekler ve çocuklar da cinsel şiddet kurbanı oluyor. Örneğin yakınlarda Kongo Demokratik Cumhuriyetinde yapılan araştırma %4-24 arasında erkeklerin de cinsel saldırıya maruz kaldığını düşündürüyor. (9-11)

Prevalans değişkenliği cinsel şiddetin tanımında ve çalışma popülasyonlarındaki farkları yansıtıyor. Fildişi Sahilindeki araştırmamız, erkeklerin %6’sının yaşamları süresince eş dışındaki insanlarca bir zorla seks ya da sekse zorlanma deneyimi yaşadığını. (5) Erkekler ve kadınlar arasında şiddete maruziyetin tipleri de fark gösteriyor.

Çalışmamızda erkeklerin %27’si başka erkekler – savaşçılar, tanıdıklar, yabancılar ve erkek aile üyelerinden fiziksel şiddet bildiriyor. Kadınlar arasında, %24’ü eş dışı fiziksel şiddet yaşadığını ve kötüye kullanım faili olarak en sık erkek ve kadın aile üyelerini bildirdiler. (5) Bu yüzden, çatışmada şiddete verilecek cevaplar erkekler ve kadınlar arasında farklı olan şiddetten etkilenme kalıplarını, özellikle geniş cinsiyet eşitsizliği ortamını hesaba katması gerekir.

Çatışmadan etkilenen ortamlarda şiddetin ölçüsü, güçlendirilmiş yasal, sıhhi ve sosyal cevaplar ve hesap verebilirlik önlemlerinin yanı sıra önlemeye de yatırım yapmamız gerektiğinin altını çiziyor. Cinsiyete dayalı şiddet için önleme programları, özellikle çatışma ortamlarında henüz bebeklik aşamasındadır, ancak yaratıcı müdahaleler yapılıyor. Örneğin Suriye gibi olağanüstü ortamlarda müdahaleler, mültecilerin ekonomik durumunu iyileştirerek cinsel suiistimali ve genç kadınların zorla evlendirilmesini önlemeyi hedefliyor. (12) Mülteci kamplarında, müdahale programları kadın ve kızların suya, yakacağa ve sağlık kuruluşlarına güvenle erişimini iyileştirmeye çalışıyor. (13) Kronik ve çatışma sonrası ortamlarda, doğrudan erkeklere yönelenler dahil hedefli davranış değişimi müdahaleleri mümkündür. (14).

Çatışma dışı ortamlardaki araştırmaların sıkı değerlendirilmesi kadına karşı şiddetin önlenebilir olduğunu düşündürüyor. (15) Yapısal seviyede, koruma önlemlerinin cinsel eşitsizliği besleyen ve ayakta tutan yasal, ekonomik ve sosyal yapılara meydan okuması gerekir. Toplumlar içinde artan sayıda program kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesini ve kadın – erkek arasındaki cinsel eşitliği güçlendirecek katılımcı programlar içeriyor. (15) Bu programlar sıklıkla, şiddetin nedenleri ve sonuçları hakkında eleştirel düşünce ve tartışmayı geliştirmek, şiddeti hoş gören ve kurbanları damgalayan tutumlara meydan okumak ve iletişim ve çatışma çözümü becerileri geliştirmeyi hedefler. (15).

Çatışmalarda cinsiyet temelli şiddet, bu konudaki politikamızın gündemini yoğunlaştırmakla beraber, cinsel ve başka türlü savaş suiistimallerine karşı etkili cevapların nelerden oluştuğuna dair kanıtlar kısıtlıdır. (13) Örneğin, insanlık krizlerindeki müdahale değerlendirmelerinin bir sistematik derlemesinde kadına karşı şiddete yönelik projelerin sadece üç yayınlanmış değerlendirmesi bulundu. (16) Çatışma ortamında cinsel şiddeti önleme müdahalelerinin bir diğer derlemesinde, her biri de korunma önlemlerindeki iyileşmenin cinsel şiddette azalma ile sonuçlandığını gösteren üç yayınlanmış değerlendirme belirlendi; ancak bu çalışmalar düşük kaliteli olarak değerlendirildi ve hiçbirinin cinsel şiddet insidensini prospektif olarak ölçmediği görüldü. (13) Her iki grup derleme de halen, çatışma ortamlarında hangi koruyucu yaklaşımlara öncelik verilmesi konusunda sağlam kanıtlar ya da konsensus bulunmadığını gösteriyor. Neyin işe yaradığını ve nereye yatırım yapılması gerektiğini belirlemek için daha fazla araştırma gerekiyor.

Uluslararası toplumu çatışmalarda cinsel şiddete yönelik olarak bir araya getiren zirvede cinsel şiddet ve cinsiyete dayalı şiddetin diğer formlarını önlemek için daha geniş ve uzun vadeli tasavvur gerekiyor. Sadece faillerin cezasız kalmasını önlemeye yönelik değil, tüm kurbanların sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeye de yönelik önlemler alınmalıdır. Korunmaya, çatışmaların tüm aşamalarında yatırım yapılabilir ve yapılmalıdır. Üst düzey taahhütler, çatışmadan hayatta kalanlar için anlamlıdır, sözler eyleme dönüşmeli, sadece cinsel şiddetin erken sonuçlarına yönelik değil, cinsiyet eşitliğini geliştirmeli ve kadınları suiistimalin tüm formlarına karşı korumalıdır.

Kaynak

The Lancet, Volume 383, Issue 9934, Pages 2021 – 2022, 14 June 2014 doi:10.1016/S0140-6736(14)60964-8.

Orijinal yazı için: Kadına Şiddeti Önleme

Son Paylaşımlar
Arşiv

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus