Yaz Ayı Acilleri ve İlk Yardım


Doçent Dr. Gürkan Ersoy 1960 Aydın doğumlu, Bornova Anadolu Lisesinden ve Trakya Ünv. Tıp Fakültesinden mezun oldu. Cumhuriyet Ünv. Tıp Fakültesinde 1992 yılında genel cerrahi uzmanı oldu. D.E.Ü Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) Yönetim Kurulu üyesi, Akademik Acil Tıp ve Afet Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAMER) Müdürü, Girişimcilik, İşletme ve Ekonomi Uygulama ve Araştırma Merkezi danışma kurulu üyesi. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Acil Tıp Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olarak görev yapıyor, evli ve bir kız çocuğu babası.

Mavişehir Dergisi‘nden alındı.

Değerli okuyucularımız; dergimizin bu sayısında havaların çok ısındığı, yaz ayını yakından hissettiğimiz bu günlerde karşılaşabileceğimiz kaza ve yaralanmalar ve böyle bir durumda uygulayabileceğimiz ilk yardım uygulamalarını incelemek istedik. Bu başlıkları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Sıcak Hava Acilleri

a. Güneş çarpması,

b. Güneş yanıkları

2. Deniz/havuz acilleri

a. Deniz de havuzda kanallarda boğulma,

b. Denizanası, zehirli balığın vücudumuza teması,

c. Deniz kestanesi batması,

d. Vurgun hastalığı,

e. Balık oltası batması.

Şimdi bu başlıkları biraz daha derinden işleyelim böyle bir durumda uygulamamız gereken ilk yardımı konuşalım.

Güneş çarpması

Yazın sık gördüğümüz, ölümle sonuçlanabilen bir tablodur. Artan çevre ısısı nedeni ile vücut ısımızı düzenleyen mekanizma da bozulmakta, ateşimiz 43oC üstüne çıkabilmektedir. Her zaman söylediğimiz gibi tıpta en ucuz ve en kolay tedavi korunmadır. Onun için sıcak yaz aylarında 11:00 ila 16:00 saatleri arasında çok mecbur kalmadıkça dışarıya çıkmayalım. Herhangi bir mecbur işimiz nedeniyle dışarıya çıkacak olursak mutlaka şemsiye alalım, şapka takalım, açık renk elbiseler giyelim, gözlük takalım, günlük hayatımızda çok sıvı alalım yani su içelim, direk güneş altında kalmayalım gölgeden yürümeye çalışalım, alkol tüketmeyelim, eğer illa tüketmek istiyorsak az miktar gece hava serinleyince içelim.

Yine önemli bir başlık bu sıcak havalarda market veya alışveriş merkezlerindeki kısa süreli de olsa arabadan inip bir şeyler almak için arabamızın içinde asla çocuğumuzu, bebeğimizi ve hayvanlarımızı bırakmayalım çünkü bu durumda bu kişilerin ölümüne neden olabilir.

Güneş çarpması, öncelikle nöbet tutan askerler, ateş karşısında çalışanlar (fırın, döner ustası, gemilerin makine dairesinde çalışanlar), sporcular, trafik polisleri, yaş grubu olarak çocuklar ve yaşlılar, hastalığı olan kişileri gruplandırırsak kalp hastaları şeker hastaları, hamile kadınlar risk altında olan kişilerdir. Sıcak çarpması bizi ölüme kadar götürebilen bir durumdur. Bu konuda aklımızda olan en talihsiz örneklerden biri balkonda güneşlenirken hayatını kaybeden Türk sinemasının taçsız kralı Sayın Ayhan IŞIK’tır.

Peki, güneş çarptığını düşündüğünüz bir kişiyle karşı karşıya kaldığımızda ne yapmalıyız?

1. Kişiyi ortamdan uzaklaştırmalıyız,

2. Soyup çıplak hale getirmeliyiz,

3. Serin ortama almalıyız,

4. Ortamda varsa klimayı çalıştırmalıyız, yoksa kişinin üzerine bir fan veya vantilatör tutmalıyız,

5. Üzerine ıslak çarşaf örtmeliyiz,

6. Kişinin şuuru açıksa soğuk içecekler içirilebilir,

7. Özellikle kan damarlarının yüzeyden geçtiğini bildiğimiz koltuk altı, el bileği ve kasıklara

soğuk uygulamalıyız ve,

8. En önemlisi, biz ilk yardım uygulamalarını yaparken mutlaka 112 yi arayarak profesyonel yardım istemeliyiz.

Güneş yanıkları

Hepimizin kısıtlı süreli yaz tatili var. Bu kadar kısa zaman içinde bronz bir teni hayal ediyoruz. Ama artık iyi biliyoruz ki güneş bir cilt kanseri nedeni. O yüzden çok dikkatli güneşe çıkmalıyız. Mesela biz uzmanlar sıcak günlerde asla saat 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamayı, güneşlenmemeyi, denize ve havuza girmemeyi öneriyoruz.

Aldığımız her türlü tedbire rağmen güneş yanığı olduysa, en basit haliyle cildimizde kızarıklık halinde kendini gösterir. Cilt gergin parlak kırmızı renktedir. Çok ağrılıdır. Yanıyordur. Böyle bir durumda yapılacak iş hiçbir şey sürmeden acil servise gitmektir. Acil servise gitmeden önce kişinin ilk önce soğuk duş alması veya yanık bölgesi üzerine ıslak tülbent bez koyması kişiyi rahatlatacaktır. Bunun dışında bu yanık bölgesi üzerine yoğurt, salça, bal, diş macunu vs asla sürülmemelidir.

Boğulmalar

Boğulma kelime anlamı olarak suda veya başka bir sıvı içinde nefessiz kalma halidir. Boğulmalarda en büyük neden iyi yüzme bilmemektir. Tatlı suda olan boğulmalar daha sık ölüm ile sonuçlanmaktadır. Çünkü tatlı suyun bizi kaldırma gücü oldukça azdır. Kişi çok süratle yorulur ve boğulur.

Boğulma konusunda küçük yaştaki çocuklar büyük risk altındadır. Çocuklar asla tek başlarına havuz veya denizde yüzmelerine izin verilmemelidir. Çünkü çocuklar sınırlarını bilemezler nereye kadar yüzeceklerini kestiremezler süratle boğulabilirler.

Boğulan bir kişide ne gibi bir belirtilere rastlanır?

Dudak ve yanaklarda morarma, ağız ve burundan köpük gelmesi, nefes almakta güçlük, şuur kaybı, nefesin durması, nabzın zayıflaması ya da kaybolması, soğuk ve soluk bir cilt boğulmanın belirtileridir. Kişiyi, boğulurken gördüğümüz zaman ne yapmamız gerekir? Tabii ilk yapmamız gereken iş kişiyi o ortamdan uzaklaştırmak (sudan çıkarmak) yani boğulmaktan kurtarmaktır. Ama bu konuda bir eğitimimiz yoksa cankurtaranlık yapmayalım çünkü kişi bizi de suya çekip boğabilir. Hemen yardım çağırmalı, 112 no’lu telefon aranarak ambulans çağırılmalıdır.

Kişi sudan çıkarılınca bilinci kontrol edilmeli, eğitimlerde söylediğimiz gibi hastanın hava yolu, solunumu dolaşımı kontrol edilmeli, gerekiyorsa temel yaşam desteği uygulanmalı, üstü örtülmeli, soğuması, üşümesi engellenmelidir. Bu arada suda boğulan kişi ayaklarından tutularak baş aşağı çevrilmemelidir. Buradaki beklenti baş aşağı çevirerek hastanın yuttuğu ve boğulmasına neden olan suyun çıkarılmasıdır. Hâlbuki hastanın yuttuğu ve onun boğulmasına neden olan su yani akciğerlere giden su aslında yarım ya da bir kahve fincanı miktarındadır. Baş aşağı çevrilerek boşalttığını düşündüğümüz su ise kişinin midesindeki sudur bu suyun hastaya zararı yoktur. Baş aşağıya çevirerek çıkartmaya çalıştığımızda, bu yutulan su, midemizden çıkıp ciğerlerimize kaçıp hastanın daha da ağırlaşmasına sebep olabilir. Yani özetle boğulan bir kişi kurtarıldıktan sonra asla baş aşağıya çevrilmemeli mutlaka bir profesyonel doktor hemşire veya paramedik tarafından tedavisine başlanmalıdır.

Denizanası, zehirli balığın vücudumuza teması

Denizlerde bizi bekleyen diğer bir tehlike, zehirli balıklar veya denizanasının bize çarpmasıdır. O anda balık veya denizanasının cildimize dokunduğu yerde kızarıklık, şiddetli ağrı ve yanma tablosu ortaya çıkar, çünkü balık veya denizanası kendisini korumak amacıyla vücudumuza zehir aktarır.

Böyle bir durumda ne yapalım?

Denizanası veya zehirli balıkların olduğunu bildiğimiz yerde denize girmemeniz gerekir.

Çarpma olayı olduğunda 2 türlü tedavi önerilmektedir.

1. Çarpılan bölgeye 30–40 derece sıcaklıktaki suya uygulamak ve bunu birkaç defa tekrarlanmak.

2. Bu bölgeye mutfakta kullandığımız sirkeyi sürmek. Bu konu dergimizin bir önceki sayısında daha ayrıntılı olarak işlenmiştir.

Denizkestanesi batması

Bizi bekleyen denizlerdeki diğer bir tehlike ise denizkestanesi batmasıdır. Denizkestanesi hepimizin bildiği gibi daha çok kayalık denizlerde bulunur. O yüzden tedbir olarak bu bölgelerde denize girmemek, eğer girmemiz gerekiyorsa palet kullanmamız uygun olur. Denizkestanesi büyük oranda topuğumuza batar bir iki tane değil onlarca belki elli altmış yüz tanedir.

Böyle bir durumda yapılacak tedaviler kısıtlıdır. Çünkü bu dikenlerin teker teker cımbızla çıkarılması pratik ve mümkün değildir. Önerilen denizkestanesi dikeni batan topuğumuza veya ayağımızın o bölgesinin zeytinyağı sürerek ayağımıza torba geçirmek ve bunların o şekilde çürümesini sağlamaktır. Ama bu bölgede birkaç gün içinde kızarıklık ağrı şişlik gibi iltihap belirtileri ortaya çıkarsa mutlaka bir hekime veya acil servise başvurmanız gerekir.

Vurgun hastalığı

Bir diğer başlık “vurgun” (dekompresyon) hastalığıdır. Vurgun nadir görülen meslek hastalığıdır diyebiliriz. Özellikle sünger avcılarında veya hobi olarak dalan kişilerde görülür. Vurgun nedir şöyle açıklayalım. Denizlerde, derine daldıkça basınç yükselir ve normalde kanımızda erimiş halde gezmekte olan gazlar, kabarcık haline dönüşmektedir. Diyelim ki, kişi 30 – 50 metre daldığında kanımızda erimiş halde dolaşan gazlar, kabarcık haline dönüşür. Dalan kişinin tekrar su yüzüne çıkarken her 5-10 metrede bir durarak bir süre beklemesi gerekir. Çünkü değişen basınç farkı nedeniyle kabarcıklar tekrar erimiş hale dönebilsin. Kişi bunu yapmaz, dalmış olduğu 30-50 metreden hemen su yüzüne çıkacak olursa, kabarcık halindeki gazlar tekrar erimiş hale dönememekte ve beyinde kılcal damarların olduğu bölgelere de (özellikle hayati organlarımız olan beyin, kalp, böbrek, göz) tıkanmasına neden olmaktadır. Sonucunda da kişi bilincini kaybetmekte, böbrekleri iflas etmekte ve genel durumu bozuk, şuuru kapalı olarak su üstüne çıkmaktadır.

Böyle bir kişiyle karşılaştığımız zaman, ilkyardım gönüllüsü olarak hemen 112 numaralı telefonu arayarak ambulansın gelmesini sağlamak ve kişiyi rahat bir şekilde yatırarak kendisine destek olmamız, solunum ve dolaşımını takip etmek, gerekiyorsa temel yaşam desteğine başlamamız gerekir. Ama her zaman söylediğimiz gibi eğer temel yasam desteği uygulamalarını bilmiyorsak uygulamayalım. Bir an önce eğitimini alalım.

Balık oltası batması

Bu sayımızdaki konuşacağımız en son ve sık görmediğimiz başlık ise balık oltasının batması. Balık oltasının batması, özellikle yaz aylarında ve biz erkeklerde daha sık görülen durumdur. Peki, bu olta nasıl batar? Kamışla değil de oltayla balık tutan kişiler çok iyi bilirler ki oltanın ucundaki iğneyi uzak mesafelere atabilmek için hızla elimizde çeviririz. Tam çevirirken o olta kolumuza, ayağımıza batabilir. Oltanın ucu balık ağzı gibi olduğu, yanı cilde girdikten sonra geri çektiğimiz zaman çıkmayacağı için kişi o anda dehşet içinde kalır.

Burada yapılacak en güzel şey oltayı hiç oynatmadan, yanı oradaki dokulara zarar vermeden hastanın en yakın sağlık kurumuna götürülmesidir. Eğer sağlık kuruluşuna götürme imkânımız yok, çok uzak mesafede veya şartlar uygun değil ise yapılacak şey oltanın biraz daha ittirilerek ucunun dışarıya çıkartılması ve oltanın balık ağzı olan kısmının bir pense, kerpeten veya yan keski ile kesilip, oltanın geri çekilerek çıkartılmasıdır. Ama bu da yine tedavinin bitmiş hali değildir çünkü mutlaka bu yaranın bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerekirse antibiyotik gerekirse tetanos aşısı da uygulanmalıdır. Yani aslında özetle ve mutlaka, bu girişimler bir hekim tarafından, acil serviste gerçekleştirilmelidir.

Özet

Unutmayalım ki tıp ve günlük hayatta en ucuz, etkin ve başarılı tedavi korunmadır. Hastalanmadan, denizde boğulmadan, güneş çarpmadan, denizanasına maruz kalmadan veya balık oltası takılmadan bunların gerçekleşmesini engellememiz gerekir. Her türlü tedbire rağmen olduysa, ilk yardım uygulamamız, eğer bilmiyorsak hastaya dokunmamamız ve her durumda 112 no’lu telefonu arayarak profesyonelleri çağırmamız gerekir. Hepimize sağlıklı, neşeli mutlu bir ay daha dilerim. En derin saygılarımla…

Kaynaklar

  • Herkes için resimli ilkyardım kitabı. Yakın Kitapevi. Uzm. Dr. Ülkümen RODOPLU. http://www.ulkumenrodoplu.com/pageGroup.asp?groupID=1,

  • İlkyardım temel yaşam desteği el kitabı. Yazarlar: Dr. Ülkümen RODOPLU, Dr. Gürkan ERSOY, Semra ÇELİKLİ,

  • The American Red Cross. First aid and Safety Handbook. Yazarlar: The American Red Cross ve Kathleen A, HANDY, MD. Publication of American College of Emergency Physicians.

  • Treatment of jellyfish envenomation. Honeycutt JD, Jonas CE, Smith RF. Am Fam Physician. 2014, May 15;89(10).

  • Interventions for the symptoms and signs resulting from jellyfish stings. Li L, McGee RG, Isbister G, Webster AC. Cochrane Database Syst Rev. 2013 Dec 9;12:CD009688.

Etiketler:

Son Paylaşımlar