Kırmızı Kart, SSPE Sayıları, Isı Kontrol ve Aile Hekimliği: 20.00′de Bilgisayar Başında Destek Olun

29.10.2013

Dr. Emrah Kırımlı

1997 İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. 2002 yılında Marmara Üniversitesi  Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda  uzmanlık eğitimimi tamamladım. TAHUD MYK, TAHUD İstanbul  YK ve İSTAHED üyesiyim. Beykoz 5 No’lu Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak çalışıyorum.

Pazar akşam 17,43′de telefon çaldı, "ısı kontrol" arıyor. Maile baktım, “sizin buzdolabından 17,33′den beri haber alamıyoruz” diyor, son okunan değer ise 5,4.

 

Ayedaş Beykoz telefonda kayıtlı. Aradım, planlı elektirik kesintisi yok. Müşteri temsilcisine bağlandım, “evet sizin oralardan arıza kayıtları geliyor, ekiplerimiz bölgeye gidiyor” dedi. Tabii tek ekip onlar değil. Bizim ekibe de haber verdim. Yakınlarda kimse yok, buzdolabına en yakın benim. Evdeki ekibe dedim “toparlanın, buzdolabı beni arıyor yardıma ihtiyacı varmış.” Çoluk çombalak toparlandık, istikamet ASM. Çombalak ben oluyorum hali ile. Küçük oğlan yolda soruyor, “senin buzdolabı telefon edebiliyor mu?” diye. Dedim “evet ama sadece elektrik kesildi ve geldi demeyi biliyor.” Az uğraşmadım dolap için, biraz havasını atayım.

 

ASM’ye vardım, derece 6,4 sorun yok. Acaba sorun aşıların soğuk zincir şartlarını koruması ve her bebeğin aşılarının yapılması mı yoksa fridge tag’ın 2-8 derece arasında olması mı? Artık erken gelen gecenin karanlığı içinde bu soru ışıldıyor zihnimde ama o an daha çok öfke hissediyorum. Neyse dolapta sorun yok dışarıdan takip eden derecem 6,9 gösteriyor. O sağ olsun zaten hep biraz yüksek gösterir ama dolabın kapısını açtığım için de yükselmiş olabilir. Bir daha açıyorum kapağı, evet dolabın kapağını açtığım içinmiş, bir de buz aküsü atıyorum rafa. Dışarıdaki derece 7,1 oldu… “Jeneratöre mi asılayım”, “kapağı bir daha açıp küp desteği mi yapayım”, “elektrik gelene kadar bekleyeyim mi” seçenekleri arasında dolanıyorum. Acaba bir ihtimal daha var mı? Ayedaş’ı bir daha arıyorum, bu sefer sorunu biliyorlar, kablo arızası, 19,00′da elektrik verilecek. Onlar benden temkinli biliyorum biraz daha erken gelir elektrik derken, gelen elektriğin sesi modem, scanner vesaire kendini gösteriyor, evet elektrik gelmiş, dolabı açıyorum, 7,4, buz küpünü alıyorum geri dönüş yolundayım.

 

Daha sün TTB aile hekimleri kırımızı kart çıkardı Sağlık Bakanına, “kötü aşı politikaları, kötü sağlık politikaları” diye. Haklılar ve sesimi duyurdukları için ne kadar teşekkür etsem az.

Ankara’da bakanlığın önünde 20 gün kadar önce TAHUD aile hekimlerini çağırmıştı, oradaydım. Ankara hekimleri ise alışkın olsalar gerek böyle bakanlık önü buluşmalara, pek tercih etmiyorlar orada olmayı. Neyse kırmızı kart, AHEF’de önlük asmıştı, hep bir şenlik var eylemlerde, bakanlık için değil ama bu. Basınımızın ilgisi çekmek için böyle şeyler yapmak gerekirmiş. Zarf da mazruf kadar önemli ama bir süre sonra içerik kenarda, dikkat çeken yabancılaştırma efekti ise ön planda kalıyor, sonuçta daha geçen hafta  200 TL bayram harçlığı alan basın "kırmızı kart" basını bu, daha ne yapabilirsin ki? Doğruları daha yüksek sesle ve vazgeçmeden söylemek lazım sanırım.

 

İşte o basın yazmış "aşı politikaları yatağa bağladı" diye: http://birgun.net/haber/asi-politikalari-yataga-bagladi-5859.html. Diyorum "ne alakası var. Sanki aşı SSPE yapmış gibi", bunu daha önce tartışmıştım, mesele aşı değil. SSPE MSS’ye yerleşen vahşi virüsün 10 sene kadar sonra yarattığı bir klinik tablo, oysa aşı vahşi virüs içermiyor. “Aşı politikası dendiğinde sanki aşı yapmış gibi anlaşılıyor” diyorum basına, oysa sorun aşı olmaması. Yazıda ayrıca diyor ki Almanya’da 14 Fransa’da 60 SSPE vakası varmış. Aşılama oranları bizden düşük, oysa bizde 1748 vaka var. Buzdağının görünen yüzü SSPE, milyonlarca aşısız kişi olmalı onlardan on binlercesi kızamık ve işte 1748 kadarı SSPE. Buzdağına bakınca altta ne var kestirebiliyoruz.

Hepimizin bir umut gittiği iş yeri hekimliği kurslarından biliyoruz olsa gerek, “işçi ölümü varsa işte çarp binlerle o kadar kaza vardır” diyor risk analizi. Anne ölümleri, bebek ölümleri ve SSPE’de buzdağının görünen yüzü ama Tuzla’da işçi ölümü sayısı ile iş kazası sayısı istatistikleri aynı çıksa şaşırmayacağız. “SPSS ile değerlendirildi” yazıları ile dolu makalelerimiz, oysa "o programın bir yıl kullanım hakkının binlerce dolar olduğu, ülkemizde ise programın olmadığı" söyleniyor, nasılsa makale yazarları kullanmış. "Acaba" diyorum "yalan programla yapılan istatistiklerin gerçekliği de bozuk olur mu?" TEM yolu kalabalık dönüşte bunlar var aklımda.

 

Yine “acaba” diyorum “doğruları görmek mümkün mü, yoksa benim küçük oğlan gibi biz de buzdolabı telefon ediyor dendiğinde gerçekten telefonla aradığını mı düşünüyoruz.” SPSS ile gelen verilere içindeki biz aile hekimleri inanıyor mu? İnanıyor olsak gerek ki “aile hekimliği uygulaması ile sağlık verileri çok çok çok düzeldi" diye söyleyenimiz, “kızamık Esed’in ülkesinden geldi”, “aşılar %98”, “gebeleri harika izliyoruz”, “kronik hastalıkları muhteşem takip ediyoruz”, “kanser tarama angarya”, “iş yeri hekimliği yapmak güzel”, “parası varsa acil nöbeti okey, sorun değil” diyen az değil. “Doğru değil” diyorum, “öyle olsa anneler ölmez.”

 

Aşı negatif performansı %98 olunca birden aşılama oranlarımız %98 olmuş, çok değil artık 2003 sonrası SSPE vakalarını göreceğiz. Eğer aşılarıma oranlarımız böyle yüksekse vakalar da aynı dramatik hızla azalmalı. Ama zaten biz kendimiz, nasıl giriliyor o veriler biliyoruz, soruyoruz aileye “aşın var mı?",  “var!” “Ben daha dün yediğim yemeği bilmiyorum anne hangi aşının nasıl vurulduğunu yapılan iğnede kaç aşı olduğunu nasıl bilsin” diyorum.

 

“Daha çok çok çok çalışmalıyız aile hekimliği fırsatı kaçıyor öyle poliklinik içinde boğulurken koruyucu hekimlik olmuyor” diyorum ama onu diyen dilim, “buzdolabı arıyor” diyen dilim kadar kabul görmüyor. Buzdağı orada işte geliyor ve biz, batmaz denilen Titanic gibi olacağız, bunu değiştirmek için çok çalışmamız lazım. “Kendimizi de çevremizdeki TSM, Bakanlık, vatandaş, hastane, SGK herkesi de içine katıp uğraşmalıyız yoksa buzdağının altı gemiyi batıracak” diyorum ama işte o “her şey iyi durumda” diyen verilere inanmak daha kolay geliyor. Bir nevi Vanilla Sky filmi ortamımız ya da Leyla ile Mecnun‘da Mecnun‘uz belki, yatağa bağımlıyız ama haberimiz yok. Oysa Mecnun‘un bir de aksakallı dedesi var, ona aşı yapıp mikroplarla savaşan, eve gelen doktoru var; işte pencere ama önce kırmızı katı görmemiz lazım diyorum. Kim bilir ben belki romantik Polyanna değilimdir de kötümser karamsar biriyimdir ve sayılar doğrudur. Buzdolabı da telefon ediyordur zaten; dönüşte aradı, elektrik geldi ben de kendime geldim, “son okunan değer 7,4 tür." diyor. Sorun yok, eve dönelim.

 

Son olarak neyse bugün 29 Ekim, Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Bugün çeşitli yürüyüşler fener alayları vesaire çocuklarla gezeceğiz, ama akşam 20.00′de işte bu gördüğüm aile hekimliği fotoğrafını Cumhurbaşkanına anlatmak için randevu talep edeceğim. Kırmızı kart aklıma gelmedi, twitter’dan dikkat çekeriz sanıyorum.

 

https://twitter.com/cbabdullahgul adresinden randevu talep edeceğim #sesimiziduyunCBım diyeceğim.

 

Siz de destek olursanız sevinirim. https://twitter.com/AileHekimligi, bu adresten de RT ile katılabilir, Cumhurbaşkanımızın bayramını da kutlayabilirsiniz.

 

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus