Bakanlıkla Asıl Görüşme Konusu Ücretlerimizdeki Düşüş Olmalıdır

Dr. Ersin Vural

29.10.1976 Ankara doğumluyum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden 2003 yılında mezun oldum. 2006 Yılına kadar Nevşehir’de Sağlık Ocağında çalıştım. 2006-2010 yılları arasında Istanbul Başakşehir Devlet Hastanesinde Acil Hekimliği yaptım. 2010 yılından bu yana Başakşehir 11 No’lu ASM Aile hekimi olarak çalışıyorum.

Öncelikle sağlık bakanı ile yapılan görüşmenin ana maddesinin neden ısrarla acillerde nöbet meselesinde kitlendiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Burada konuşulması gereken asıl mesele ücretlerimizdeki düşüş olmalıydı. Asıl konuşulması gereken şey, hangi akıl ve hangi mantığın bir sonucu olarak bizlere daha fazla iş yaptırıp daha az ücret vermeyi düşünebildikleridir.

Düşünebiliyor musunuz? Hem üzerimize iki kat daha fazla iş ve sorumluluk yüklenecek hem de ücretlerimiz %20 oranında azalacak. Böyle bir meslek var mı? Nerede görülmüş böyle bir uygulama? Madem iş yükümüzü arttırıyorlar, ona göre de katsayılara dokunmadan pozitif performans ile maaşlarımızın artması gerekir.

Arkadaşlar, bırakın bu acillerde nöbet meselesini o mesele zaten sahada ve uygulamada birçok aksaklığı ve direnci zaten beraberinde getirecek ve işlemeyecek, bir şekilde geri dönecektir. Ama ücretlerimiz bir düştü mü bu işin bir daha geri dönüşü olmayacaktır. Eğer bahsedilen ücret yönetmeliği hayata geçerse İstanbul’daki birçok sanal ASM’nin ölümü demektir. Şu haliyle ayakta tutmakta zorlandığımız sanal ASM’ler bu ücret yönetmeliği ile iflas edecektir. Sağlık Bakanlığı daha birçok ASM’nin yer problemini çözmemiş – çözememiş iken, birçoğumuzun saçma sapan yerlerde, apartman dairelerinde, dükkandan bozma yerlerde çalıştığımızı görmüyor da gözüne pre-eklampsili gebeye müdahale etmekteki eksikliğimiz mi batıyor?

Eğer bu ücret yönetmeliği bu şekliyle geçer ise üç hekimin çalışmakta olduğu Başakşehir 11 No’lu Aile Sağlığı Merkezimiz iflas edecektir. Bu toplam 15 000 hastanın hekimsiz kalması demektir. Sağlık Bakanlığı bu insanları yeri kim bilir neredeki ASM’de, hangi aile hekimine baktıracak? Aile hekimleri bu hastaları kabul etmezse ne yapacak?

Başakşehir 11 gibi kaç ASM daha kapanacak? Toplam kaç kişi hekimsiz kalacak?

Hadi bakanlığın oyununa geldik ve acil servis meselesine kilitlendik diyelim. Nöbet tutmak istemememiz için “Hemşire hanımların ve bayan hekimlerin aile hekimliğini nöbet olmaması nedeni ile tercih etmiş olmaları” bir neden olamaz. Bu bana göre de mantıklı gelmiyor. Sonuçta bu işin bayanı erkeği yok, bu bir meslek problemi ve hepimizi ilgilendiriyor. Yetkilileri kendi söylemleri ile, kendi silahları ile vurmak gerekiyor.

“Tamam” dedik, “haklısınız” dedik, “bizler ASM’lerde köreliyoruz, biraz eğitilmeye ihtiyacımız var” dedik. Ama kendiliğinden beliren bir çok soru hala muğlakta kalıyor:

1. Bu eğitimin yeri acil servisler midir?

2. Acil servisler ise biz bu eğitimi acil servisin hangi odasında alacağız? Malûm, acil servislerde yeşil sarı ve kırmızı odalar var. Mesela yeşil oda hastalarına bakmak da eğitimin bir parçası mıdır? Yeşil odalar, hepimizin bildiği gibi poliklinik hastalarıdır. Yani bildiğiniz ASM polikliniğinden hiçbir farkı yoktur.

3. Bu eğitim esnasında başımızda kim duracak, daha doğrusu bu eğitimi bize kim verecek? Öyle ya sayın Bakan'ın dediği gibi bir pre-eklemsili gebe geldiğinde illaki ve illaki kadın doğum uzmanının da acilde nöbet tuttuğu bir hastane olması gerekir, ki ondan bir şeyler kapabilelim.

Bu bağlamda örnekler uzatılabilir.

İlle de bu eğitim verilecek ise bu durumda eğitim alacağımız hastaneler tüm uzman kadrosunun acilde hazır olduğu eğitim ve araştırma hastaneleri olmalıdır. Yoksa uzun süre çalışmış olduğum Başakşehir Devlet Hastanesi acil servisinde “eğitim amaçlı nöbet” tutacak isem, orada nöbet tutanlar zaten pratisyen hekimler ve zaten pre-eklampsili bir gebe geldiğinde onların da ilk işi hastayı sevk etmek oluyor :) Bu konuda inanın çok samimiyim, eğer gerçekten amaç eğitim ise ama gerçekten acil deki nöbetçi hekim açığını kapatmak değil ise, ben seve seve kadın doğum servisine de gider bir şeyler kaparım, yeni doğan yoğun bakımda da dururum, dahiliye servisinde de durur öğrenirim ve hatta uzmanlar ile birlikte acil serviste değil 8 saat 24 saat bile durur ve “eğitilirim” :) Ama hiç kimse de bana bir tane bile hasta baktıramaz çünkü ben orada eğitim amaçlı, körelmemek için duruyorum.

Bu arada aile hekimliğinin tamamen ayrı bir tıp disiplini ve ana bilim dalı olduğu konularına girmiyorum bile. Yani bir aile hekimi ille de bir eğitim alacak ise akıl ve mantık bize bunun aile hekimliği ana bilim dalı olan hastanelerde, aile hekimliği hocaları veya uzmanları tarafından verilmesi gerektiğini söyler. Sayın Bakan’ın bizi hala pratisyen hekim olarak gördüğü açık, bu aslında bizim mesleğe yapılmış bir nevi bir hakarettir. Bakanlığın bence öncelikle "aile hekimliği nedir ne değildir" meselesini bir kez daha düşünmesi gerekir.

4. Ve son olarak, hadi diyelim bize ciddi ciddi hasta baktırıyorlar. Bu baktığımız hastalardan hastane döner sermaye yapıyor ve bunun bir kısmını hekimlere dağıtıyor. Ama düşünebiliyor musunuz, döner sermayesine katkı koyduğumuz hastane herkese pay verirken nöbet tutturdukları aile hekimine pay vermiyor. Ben hayatımda böyle bir saçmalık ve haksızlık görmedim. Bakan Bey demiş ya işte “acillerdeki açık kapatmak gibi bir derdimiz yok amaç sizin eğitilmeniz” diye… Aklıma bir fıkra geldi, hani bir papaz ile bir imam adaya düşmüş de. . . . “Isınmak için ise tamam, ama başka bir niyetin varsa çok ayıp ediyorsun” diye biten bir fıkra :) Sonra bizim halimiz de fıkradaki mağdur din adamının haline dönmesin. Eğitim amaçlı nöbet tutuyorsak bedavadan tamam, ama başka niyetiniz varsa gerçekten çok ayıp ediyorsunuz, hem de çok! :)

Malûmunuz, Bakanlık sağlık sistemini halk sağlığı ve il sağlık müdürlükleri olarak iller bazında ikiye ayırdı. Halk sağlığı denince bizler, yani toplum sağlığı merkezleri altında aile sağlığı merkezleri, il sağlık müdürlükleri denince de akla tüm devlet hastaneleri ve özel hastaneler geliyor. Hatta bu ayrım o kadar ama o kadar keskin ki bir devlet hastanesinden ASM’lere bir hemşire almaya kalksanız, artık buna izin vermiyorlar. Bu durumda, bir aile hekiminin statüsü gereği devlet hastanesinde çalışması nasıl mümkün olur? Bu ayrımı biz yapmadık, tamamen AKP Hükümeti döneminde Sağlık Bakanlığı yaptı. Şimdi aile hekimlerine nöbet tutturmak için yapılan bu düzenleme tamamen kendi yaptıkları yasayı çiğnemek olmuyor mu?

Sağlık Bakanının iddiası nedir?

  1. Hekimliği unutmayalım diye acillerde nöbet tutmalıyız

  2. Yine kendimizi geliştirmek amacı ile acillerde eğitim amaçlı nöbet tutmalıyız

Madem Sağlık Bakanı hekimliğimizi unutmayalım diye bize nöbet tutturmak istiyor, bunun yeri neden sadece devlet hastaneleri olmalı ki? Özel hastanelerin de acil servisleri var, oraya da hastalar geliyor, o zaman oralarda da nöbet tutabilmemiz gerekmez mi? Sonuçta devlet hastaneleri de özel hastaneler de il sağlık müdürlüklerine bağlı değil mi? Öte yandan devlet hastanesine gideceğim ve dünya kadar hasta bakacağım ama bana döner vermeyecekler öyle mi?

Eğitim amaçlı nöbetler meselesini zaten yukarıda belirtmiştim. Bir şekilde eğitilecek isek bunun yeri tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastaneleri olmalıdır. Hatta tam teşekküllü eğitim araştırma hastaneleri de yetmez, eğitim aile hekimliği ana bilim dalının olduğu merkezlerde olmalıdır.

Bu mutlaka ama mutlaka Sağlık Bakanlığı ile yapılacak tüm diyaloglarda ısrarla istenmelidir.

Etiketler:

Son Paylaşımlar
Arşiv

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus