Kan Sayımı Sonuçlarını Nasıl Yorumlamalıyız?

23.09.2014

Prof. Dr. İsmet Aydoğdu 1957 yılında Borlu’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Manisa’da tamamladı. 1982 yılında Ankara Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1990 yılında iç hastalıkları, 1993 yılında hematoloji uzmanı oldu. 1997 yılında Malatya İnönü Ü.’de yardımcı doçent olarak göreve başladı, aynı kurumda 1997 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. Prof. AYDOĞDU halen Celal Bayar Ü. İç Hastalıkları A. D, Hematoloji Bilim Dalı başkanıdır.

Hekimlik sanatını icra ederken en çok gördüğümüz laboratuar testi, kan sayım sonucudur. Talebelik yıllarımızda özel pipetler ve solüsyonlarla hazırlanan kan Thoma lamı ile mikroskopta veya Sahli aleti ile bakılarak lökosit, eritrosit, hemoglobin sonuçları elde ediliyordu. 1 µl kanda sayıları binler ve milyonlarla ifade edilen kan hücrelerinin sayımı hem zor hem de hatalı sonuçlar veriyordu. Hatta trombosit sayıca çokluğu, hacimce küçüklüğü nedeniyle sayılamıyordu. Teknolojideki ilerlemeler hayatımızı olduğu gibi kan sayımı metotlarını da etkilemiştir. 1950’li yıllarda sadece lökosit ve eritrosit sayımı yapabilen otomatik kan sayım cihazları bugün 24 parametreyi aynı anda verebilmektedir. (1) Ülkemizde hemen her yerde bulunan bu cihazların en büyük özelliği kullanım kolaylığı ve birçok sonucu aynı anda verebilmesidir. Hatta bazı yeni çıkan cihazlarda periferik yayma bile mikroskopta bakılmaya hazır hale gelmektedir.

 

Kan sayım cihazlarında empedans, radyo dalgası ve optik saçılma (scatter) yöntemleriyle ölçüm yapılmaktadır. Alınan kanın bir kısmı parçalanarak hemoglobin ve lökosit sayılmaktadır. Kanın diğer kısmı ise parçalanmadan seyreltilerek eritrosit ve trombosit sayımı yapılmaktadır. Kan sayım cihazlarından elde edilen diğer sonuçlar direk sayımlardan yapılan hesaplamalarla bulunmaktadır. (2)

 

Hemoglobin (Hb) ve hematokrit (Hct)

Hemoglobin, lökosit ölçümü için alınan kanda parçalanmış eritrositlerin fotometrik yöntemle potasyum ferrosiyanid tarafından siyano-methemoglobine dönüşmesi ile ölçülmektedir. (1, 2) Hematokrit ise eritrosit sayısının ortalama eritrosit hacmi ile çarpımından bulunmaktadır. Hemoglobin direk ölçüldüğü için hematokrite göre daha çok değerlidir. (2)

 

Eritrosit sayısı indeksleri

Ortalama eritrosit hacmi (MCV) direk olarak empedans veya ışık saçılması yöntemiyle ölçülmektedir.

 

Eritrositlerin ortalama hacimleri femtolitre (fl) olarak gösterilir. Normal eritrositlerin hacimleri 80-100 fl’dir. 80 fl altındaki eritrositler mikrositik,100 fl üzerindeki değerlerde ise makrositik olarak kabul edilir. Anemilerin sınıflamasında en faydalı olan parametredir.Anemi ve MCV düşüklüğünde hipokrom ve mikrositer anemiler akla gelir.

 

Bunlardan da en sık olarak demir eksikliği, talasemiler, kronik hastalık anemileri görülür. Anemi ve MCV yüksekliğinde megaloblastik anemiler ve miyelodisplastik sendromlar düşünülmelidir.

 

Ortalama eritrosit hemoglobini (MCH) eritrositlerin ortalama hemoglobinini gösterir. Normal değeri 30-34 pikogramdır. Anemi sınıflamasında MCV ile paralellik arz eder. Mikrositik anemilerde hacmi küçük olan eritrositlerin ihtiva ettiği hemoglobin az olduğundan MCH de düşüktür.

 

Ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), eritrositlerde bulunan hemoglobinin yüzde olarak ifadesidir. Ortalama eritrosit hemoglobin miktarı %30-36 arasıdır. Ortalama eritrosit hemoglobin miktarının %36’yı geçmesi mümkün olmadığından anemi sınıflamasından ziyade cihazların kontrol parametresi olarak kullanılmaktadır. (3)

 

Ortalama eritrosit dağılım genişliği (RDW) eritrositlerin büyüklüklerinin dağılım genişliğini gösterir. Histogramlardan elde edilen istatistiki bir sonuçtur. Anizositozun objektif bir göstergesidir. MCV’den sonra anemilerin ayırımında en faydalı olan ikinci parametredir. Özellikle hipokrom-mikrositik anemilerin ayırımında faydalıdır. Demir eksikliği anemisinde RDW artarken, talassemi taşıyıcılarında normaldir. (4)

 

Trombosit sayısı ve indeksleri

Empedans veya optik saçılma ile sayılır. Ortalama trombosit hacmi (MPV) 7.8-11.0 fl’dir. Ayrıca trombosit dağılım genişliği (PDW) hesaplanmaktadır. Kan sayım sonuçlarında en fazla kullandığımız trombositle ilgili parametreler trombosit sayısı ve MPV’dir. Trombosit sayısının 150 000 / µl altı trombositopeni, 400 000 / µl üstü trombositoz olarak kabul edilir.

 

Trombositopeni periferik kanda yıkıma, tüketilmeye, kemik iliğinde yapımın azalması veya baskılanmasına, dalakta tutuluma ve dilüsyona bağlı meydana gelir. Periferik kanda yıkım ve tüketimin artması immün-trombositopenilerde, yaygın damar içi pıhtılaşmasında ve trombotik trombositopenik purpurada görülür. Bu hastalıkların diğer trombositopeni nedenlerinden ayırımında MPV faydalı olabilir. MPV bu hastalıklarda ve tombositoz yapan miyelo-proliferatif hastalıklarda artmıştır.

 

Lökosit sayısı ve formülü

Empedans ve optik saçılma yöntemi ile sayılır. Formül bazı cihazlarda lenfosit, monosit ve granüllü hücreler olarak verilir. Bazı cihazlarda ise ayrıca bazofil ve eozinofil sayı ve oranları ilave edilerek beşli olarak sayılır. Lökosit formülünü cihazlar yaptıkları grafiklerden hesaplamaktadır. (1)

 

Nasıl yorumlamalıyız?

Her zaman olduğu gibi hastanın anemnezi ve kliniği kan sayım sonuçlarından daha kıymetlidir. Hastanın anemi bulguları yoksa düşük hemoglobin, hematokrit ve diğer eritrosit parametrelerinin cihaz hatası veya başka bir hastaya ait olabileceğini muhakkak düşünmeliyiz. Bu durumun tam tersi de olabilir. Anemisi ve kanaması olan bir hastada normal kan sayım sonuçları geldiğinde yine başka bir hasta veya cihaz hatası olabileceğini aklımızdan çıkarmamamız gerekir.

 

Solukluğu olan bir hastada sadece eritrosit ile ilgili parametrelerde anormallik varsa anemi sınıflamasında bize yol gösterici olan parametre MCV’dir. MCV düşükse mikrositik, normalse normositik, yüksekse makrositik anemileri düşünmeliyiz.

 

Hastanın MCV’si düşükse RDW’ye bakılması gerekir. Eğer RDW yüksekse demir eksikliği, RDW normalse talasemi taşıyıcılığı olabilir. Kronik kan kaybına bağlı demir eksikliği anemisinde ılımlı lökositoz ve trombositoz olabilir. Talasemi taşıyıcılığında hastanın RBC değeri daima yüksektir. Yine MCV düşük, RDW normal ve MCHC artmış bir hastada herediter sferositoz olabilir. (4) Anemisi ve MCV yüksekliği olan bir hastada megaloblastik anemi olabilir. B12 ve folik asit eksikliğine bağlı megaloblastik anemilerde lökopeni ve trombositopeni olabileceği hiç unutulmamalıdır. Genellikle bu hastalar aplastik anemi, akut lösemi veya miyelodisplastik sendrom tanısı alarak bir üst sağlık kuruluşuna sevk edilmektedir. 

 

Eritrosit sayısı ile birlikte hemoglobin, hematokrit yüksekliği dışında anormallik yoksa sekonder eritrositoz yapan, beraberinde ılımlı lökositoz ve trombositoz da varsa miyeloproliferatif hastalıkları, özellikle de polisitemia vera hastalığı düşünülmelidir.

Anemisi olan bir hastada lökositoz da varsa akut veya kronik lösemiler olabilir. Bu durumda trombosit sayısı önemlidir. Trombosit sayısı da düşükse hastanın akut lösemi olma ihtimali yüksektir. Kronik miyelositer lösemide genellikle trombosit sayısı yüksek veya normaldir. Kronik lenfositer lösemide ileri evre, kronik miyelositer lösemide akselere ve blastik fazda trombosit sayısı düşüktür.

 

Sadece trombosit sayısının düşük olduğu durumlarda trombositopeni yapan hastalıklar, özelliklede immün-trombositopeniler düşünülmelidir. Lökosit ve eritrosit parametrelerinde anormallik olmadan en sık görülen trombositopeni nedeni, idyopatik trombositopenik purpuradır.

 

Pansitopeni durumunda aplastik anemi, akut lösemi, miyelodisplastik sendromlar, hipersplenizm, megaloblastik anemiler akla gelmelidir.

 

Halen kullanılan birçok kan sayım cihazı sonuçlarla birlikte kendi yorumunu da yapmaktadır. Bu bölümde ayrıca daha öğretici olması açısından kan sayım sonuçlarını gördüğümüz hasta örnekleri verilerek, cihazın yorumu ile birlikte hekim yorumu da yapılacaktır.

 

Örnek 1. Hasta boyunda şişlik, ateş, terleme şikâyeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde boyunda lenfadenopatileri ve splenomegalisi vardı. Kan sayımı Cell-DYN 4000 cihazı ile ölçüldü.

Cihazın yorumu: Blastlar, varyant lenfositler, lökositoz, lenfositoz, anizositoz, hipokoromi, trombositopeni.

 

Hekimin yorumu: Lökositozu ve trombositopenisi olan  bir hasta. Lökosit formülüne baktığımızda lenfosit sayısının çok arttığı hemen görülmektedir. Kliniği ile birleştirdiğimizde hastanın kronik lenfositer lösemi olduğu anlaşılmaktadır. Periferik yayma ile de teyit edilen bu hasta halen kronik lenfositer lösemi olarak izlenmektedir.

 

Örnek 2. Hasta ateş ve terleme şikayeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde splenomegalisi vardı. Kan sayımı MS9 cihazı ile ölçüldü.

Cihazın yorumu: Granülositoz, anemi, makrositik,eritrosit sayısı düşük,

 

Hekimin yorumu: Lökositozu ve anemisi olan bir hasta. Lökosit formülüne baktığımızda nötrofil sayısının çok arttığı hemen görülmektedir. Anemisi ve MCV yüksekliği olan bu hastada megaloblastik anemi düşünülebilirdi fakat lökositozun belirgin olması bu tanıdan uzaklaştırıyor. Kliniği ile birleştirdiğimizde hastanın kronik miyelositer lösemi olduğu anlaşılmaktadır.

 

MCV yüksekliği hastanın kullandığı hydrea ilacına bağlıdır. Hydrea gibi metotreksat, sitozin arabinosid, difenil hidantoin kullanan hastalarımızda makrositoz olabileceği unutulmamalıdır. Periferik yayma ile de teyit edilen bu hasta halen kronik miyelositer lösemi olarak izlenmektedir.

 

Bazen miyeloproliferatif hastalıklarda dev trombositler veya ayrılmamış trombosit kümeleri cihaz tarafından sayılamayabilir. Bu durumda trombosit sayısı düşük bile çıkabilir. Cihaz bunu dev trombositler ve trombosit kümeleri (platelet clumps) şeklinde uyarır. Bu şekilde takip ettiğimiz kronik miyelositer lösemili bir hastamızın trombosit sayıları sürekli 2 000-3 000 / µl çıkıyordu. Hastanın periferik yaymasında lökosit, eritrosit büyüklüğünde trombositleri vardı. Cihaz bu şekildeki trombositleri trombosit olarak sayamadığı için hastanın trombositleri düşük olmadığı halde bu şekilde çıkıyordu. Bazen lökosit ve eritrositleri normal olan bir hastada bu şekildeki trombosit kümeleri nedeniyle trombositopeni çıkabilir. Cihaz bu şekilde uyarı verdiği zaman en iyisi hemen bir periferik yayma yaparak bu durumu teyit etmek gerekir.

 

Örnek 3. Hasta halsizlik şikâyeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde solukluk ve skleralarda subikteri vardı. Kan sayımı Coulter-STKS cihazı ile ölçüldü.

Cihazın yorumu: Şüpheli; immatür granülositler/band, dimorfik eritrosit popülasyonu, mikroeritrosit / eritrosit fragmantları. Kesin; anemi, 3+ anizositoz ve makrositoz.

 

Hekimin yorumu: Anemisi, anizositozu ve makrositozu olan bu hasta kliniği ile birleştirildiğinde megaloblastik anemi ile uyumlu görülmektedir. Megaloblastik anemili hastaların pansitopeni ile gelebileceğini de unutmamak gerekir.

 

Örnek 4. Hasta halsizlik şikâyeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde solukluk vardı. Kan sayımı Coulter-STKS cihazı ile ölçüldü.

Cihazın yorumu: Dimorfik eritrosit popülasyonu, anemi, mikrositoz, anizositoz, trombositoz.

 

Hekimin yorumu: Anemisi ve trombositopenisi olan bir hasta. Anemisi ve MCV düşüklüğü olan hasta hipokrom-mikrositer anemi ile uyumlu, trombositozu ılımlı olan hastada bu artışların, anemiye neden olan kronik enfeksiyon veya kanamaya bağlı olabileceği düşünülebilir. 

 

Örnek 5. Hasta yüzünde şişlik, ateş, terleme ve ciltte kanama şikâyeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde ağız içinde, ciltte peteşiler, boyunda lenfadenopatileri ve splenomegalisi vardı. Kan sayımı Coulter-STKS cihazı ile ölçüldü.

Cihazın yorumu: Şüpheli; blastlar, immatür granülositler/band, mikro ve fragmente eritrositler. Kesin; nötrofili, lenfopeni, bazofili, anemi, 2+ anizositoz, trombositopeni, küçük trombositler.

 

Hekimin yorumu: Hastanın lökosit sayısı 100 000 / µl üzerinde olduğu için cihaz sayamamış ama yüksek olduğunu işaret etmiş. Bu hastanın kan sayımı dilüe edilerek tekrarlandı ve sonucu 140 100 / µl olarak bulundu. Hastada lökositoz dışında anemi ve trombositopeni mevcut. Hastanın sonuçları kliniği ile birlikte değerlendirildiğinde akut lösemi olabileceği akla gelmektedir. MCV ve RDW yüksekliği periferik kanda artmış olan blastlara bağlı olabilir. Hastanın periferik yaymasında tüm alanlarda blastları vardı. Hasta akut lenfoblastik lösemi tanısı ile kliniğe yatırıldı.

 

Örnek 6. Hasta ateş, kırgınlık şikâyeti ile başvurdu. Boğazında tonsillit mevcuttu. Kan sayımı Coulter-STKS ile yapıldı.

Cihazın yorumu: Şüpheli; immatür granülosit / band. Kesin; lökositoz, nötrofili, lenfopeni.

 

Hekimin yorumu: Sadece lökosit sayısı artmış, lökosit formülünde de nötrofilik serinin arttığı dikkati çekmektedir. Eritrosit ve trombosit sayıları ve indekslerinde değişiklik yok. Bu hastada lökosit sayısının enfeksiyona bağlı arttığı rahatlıkla söylenebilir. Özellikle bakteriyel enfeksiyonlarda, solid organ kanserlerinde ve inflamatuar hastalıklarda lökositoz, hatta beraberinde trombositoz görülebilir.

 

Örnek 7. Hasta alt ekstremitelerde peteşi tarzında kanama şikâyeti ile başvurdu. Kan sayımı Coulter-STKS ile yapıldı.

Cihazın yorumu: Lenfopeni, monositoz, trombositopeni.

 

Hekimin yorumu: Lökosit ve eritrosit sayısı ve indeksleri normal. Trombositopeni ve MPV

yüksekliği dikkati çekmektedir. Lökosit ve eritrosit sayılarında anormallik olmadan en sık görülen trombositopeni nedeni idyopatik trombositopenik purpuradır. Bu hastalıkta trombositler periferik kanda yıkıldığı için kemik iliğinden trombositler hızlıca perifere çıkmaktadır. Bu nedenle trombositlerin ortalama hacmi daha büyüktür. Bu parametreleri birleştirirsek hastanın idyopatik trombositopenik purpura olduğu rahatlıkla söylenebilir.

 

Örnek 8. Halsizlik, yorgunluk şikâyeti ile başvuran hasta. Muayenesinde solukluk dışında bulgu yok. Kan sayımı Coulter-STKS ile yapıldı.

Cihazın yorumu: Nötropeni, lenfopeni, bazofili, anemi, pansitopeni, trombositopeni, küçük trombositler.

 

Hekimin yorumu: Tüm kan değerleri düşük olan bir hasta. Pansitopenisi olan bir hastada aplastik anemi, akut lösemi, megaloblastik anemi, miyelodisplastik sendrom düşünülür. Tüm kan cihazları hücrelerin sayısını ve bazı indekslerini verebilir, ama hücrelerin nasıl görüldüğünü veremez. Yine her zaman hekimin gözlerine ihtiyaç vardır.

 

Örnek 9. Halsizlik, yorgunluk şikâyeti ile başvuran hasta. Muayenesinde solukluk, mongoloid görünüm, karında splenektomi ameliyatı kesi izi bulguları mevcut. Kan sayımı Coulter-STKS ile yapıldı.         

Cihazın yorumu: Periferik yayma yapın, dimorfik eritrosit populasyonu, anemi, anizositoz, hipokromi, poikilositoz, trombositoz.

 

Hekimin yorumu: Anemisi, lökositoz ve trombositozuolan bir hasta. Anemisi hipokromik, eritrositlerde hem anizositoz, hem de poikilositoz mevcut. Hastanın dalağı alınmamış olsa miyeloproliferatif hastalık düşünülebilirdi. Hastanın trombositozu ve lökositozu splenektomiye bağlı da olabilir. Hastanın kliniği talasemi majorla uyumlu idi. Hastadaki lökositoz periferik yayma ile uyumlu değildi. Çünkü periferik yaymada tüm alanlarda bol miktarda çekirdekli eritrosit vardı. Cihaz bunları lökosit olarak saymıştı. Her zaman hekimin birikimiyle yaptığı kendi muayenesi ve gözleri en gelişmiş cihazdan üstündür.

 

Sonuç olarak tüm cihazlar tanı için bir araçtır. En gelişmiş kan sayım cihazı bile kesin tanıyı koyamaz. Unutmayın tanıyı daima sizler koyacaksınız.

 

Kaynaklar

  1. Aykut Köroğlu. Otomatik kan sayım ilkeleri ve sonuçların yorumlanması. Hematoloji birinci basamak kursu eğitim kitabı, ed: Yücel Tangün, Türk Hematoloji Derneği, İzmir, 2000; 11-22

  2. Daniel H. Ryan. Automated analysis of blood cells. Hematology, basic principles and practice, third edition,ed; Ronald Hoffman ve ark., Philedelphia, 2000:2469-2481

  3. Virgil F. Hairbanks. Iron-deficiency anemia. Manual of clinical hematology, ed: Joseph J. Mazza, Little Brown Company, Boston, 1995: 17-38

  4. Larrry Waterbury. Hematology, Williams and Wilkins,1996, Media.

Yorumlar

 

1. Aytekin Besim

24 Eylül 2014, 11:12 AM

Sayın Aydoğdu hocam; verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. Bahsettiğiniz gibi günümüzde artık otomatik cihazlar sayesinde bir damla kandan amiyane tabiriyle tüm cemaziyülevveliniz(!) ve mevcut durumunuz okunanilmektedir. Benim sormak istediğim husus daha çok şudur. Eşde dostta yakın çevremde birçok kişide gözlemlediğim her kan sayımında MCV, RDW, MCH gibi değerlerin biri veya ikisi genelde yıldızlı çıkar ama dahiliyeci arkadaşlar pek üzerinde durmazlar. Sorunca da bunu sanki cihazların çok hassas ölçüm yapmasına veya hata payı gibi veya önemsizmiş gibi geçiştirirler. Elbette bu değerlerdeki sapmanın derecesi önemli olsa gerek. Sizin görüşünüz nedir?

 

o İSMET AYDOĞDU

24 Eylül 2014, 6:17 PM

SAYIN AYTEKİN HOCAM

CİHAZ BAZI PARAMETRELERİ DİREK ÖLÇÜYOR. DİĞERLERİNİ İSE HESAPLAMALARLA BULUYOR. MCV ÖNEMLİ. ANEMİSİ OLAN HASTADA MCV DEĞERİ BİZE YOL GÖSTERİCİDİR. ANEMİNİN NEDENİNİ ORADAN YÖNLENEREK BULMAYA ÇALIŞIRIZ. RDW ERİTROSİTLERİN DAĞILIM DENİŞLİĞİ , MCH, MCHC FORMÜLLERLE BULUNUR. ANEMİSİ YOKSA BAZEN ÖLÇÜMLERDE YAPILAN HATALAR FORMÜLLERE DE YANSIYABİLİR. KALİBRASYONU İYİ OLMAYAN CİHAZDA MCHC 36 ÜZERİ OLABİLİR. DOKTOR ARKADAŞLAR ANEMİSİ OLDUĞU ZAMAN BU DEĞERLERİ DİKKATE ALDIKLARI İÇİN ANEMİSİ, LÖKOSİT VE TROMBOSİTLERİ NORMAL OLAN SONUÇLARI GÖRÜNCE, DAHA ÇOK ANEMİLİ HASTALARDA ANLAM KAZANAN BU PARAMETRELERİN HAFİF FARKLILIKLARINI DİKKATE ALMAYABİLİRLER.

SAYGI İLE

 

2. Gökçenur Utlu

02 Ekim 2014, 8:37 PM

çok açık net bir anlatım olmuş,özellikle olgularla örneklemeniz kafamdaki bazı soru işareti kalan noktaları çözümlemede çok yardımcı oldu.teşekkür ederiz.yeni paylaşımlarınızı okuyabilmek dileğiyle

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2023 by Natural Remedies. Proudly created with Wix.com

  • b-facebook
  • Twitter Round
  • b-googleplus